..
İslam tarihini okuyunca, Selçukluyu Osmanlı’yı tanıyıncao günlerin İslam medeniyetine verdikleri önemi öğrendiğimiz vakit nerede ogünler demekten kendimizi alamıyoruz.
Osmanlı dönemine bakalım. O günleri yaşayan bir Osmanlıevladının anlattıklarını bir tarihçi yazar kaleme almış.
O dönemlerde millet olarak faziletliydik. Kimsenin malınamülküne göz dikilmezdi. Açıkta ahlaksızlık yapılmazdı. Hırsızlık yapılamaz.Dilencilik meslek edinilemezdi.
Osmanlı olarak dürüsttük.
Bir zamanlar Londra ticaret Odası’nın en görünür yerindeşu mealde bir tavsiye levhası asılıydı. Türklerle alışveriş et yanılmazsın!”
Temizdik yere bile tükürmezdik. Çevreciydik sokaktakiağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuşsarayları yapardık.
İngiliz sefiri Sör James porter 1740’ların Türkiyesi içinşunları söylüyor: gerek İstanbulda gerekse imparatorluğun diğer şehirlerindehüküm süren emniyet ve asayiş hiçbir tereddüde imkan bırakmayacak şekilde ispatetmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır.
Fransız general comte de şu hükmü veriyor. Haksızlıkhırsızlık gibi suçlar Türkler arasında nadir çıkar. Öyle bir dürüstlükgösterirler ki, insan çok defa Türklerin ahlakına doğruluğuna hayran kalır.Türkiye seyahatnamesi ile meşhur Du Loirin 1650’lerdeki hükmü şöyle: ahlakbakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecekvaziyettedir.
Birçokları da sırf azat etmek kuşbazlardan kuş satınalırlar. Bunu yapan bir Türk’e bir gün yaptığı işin neye yaradığını? sordum.Gülümseyerek Allah’ın rızasını tahsile yarar diye cevap verdi.
Osmanlı döneminde merkezi alanlara konulan sadaka taşlarıvardı. Zengin o taşın içine para koyar, fakir de ihtiyacı olduğu kadarıylaalırdı. Biz şimdi ulu caminin önüne bir sadaka taşı koysak, Allah muhafazaiçindeki para da gider taş da gider.
Lise öğretmeni öğrencilerine sorar: gençler dünün insanımı daha mutlu? Yoksa bugünün insanı mı daha mutlu ve huzurlu? Öğrenciler tarihebaktığımızda dünün insanı daha mutlu ve huzurlu imiş. Ama bugün insanlık birbuhran ve bunalım içerisindedir Hocam dediler.
Hoca dünkü insanın neden mesut olduğunu, bugünün insanıise neden mutsuz acımasız buhranlar içinde olduğunu madde madde anlattı. Vesonunda şöyle dedi. Hangi devirde olursa olsun, insan ruhunun selameti,sükûneti, huzuru, İslam’ın ulvi prensipleriyle hayatın bağlantısına bağlıdır.
Kalpler dünyevi ihtiraslarla katılaşıp ahiret geri planaatıldığında, insanda manevi bir boşluk oluşur. Buhran dediğimiz şey, aslındaruhun manen feryat etmesidir.
Galiba manevi değerlerimizden uzaklaşmak, faziletlermedeniyeti olan ecdadımıza yabancılaşmak, bize çok pahalıya patladı. Uzmanfikir adamının bir tespitiyle noktalayalım:
“Eski Türklerin dini hayatları, güçlü imanları ve manevideğerleri olduğu için çok şeyleri vardı; Yeni Türklerin de muntazam şekildedini hayatları olduğunda çok şeyleri olacak.”
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.










YORUMLAR