Mısırdan yine acı bir haber var, on yedi dava insanı, on yedi can bu mübarek Ramazan ayında oruçlu olarak idam edildiler.
Fransa üç köpeği için sokaklara dökülüyor, Amerika bizi soykırım ile suçlayarak Ermenileri savunuyor.
Peki Mısırda tek suçları İslam’ı ve kuranı savunmak olan, İsrail’in denetimi altında yönetilmek istemeyen, adil bir düzen talep eden on yedi masum insanı kim savunacak?
Ey gören gözler hisseden yürekler,
Yusufları hatırlama zamanı,
Muhammed mursi ve dava arkadaşları büyük mücadeleler verdiler, azim müstakim duruşunu şehadetle taçlandırdılar. Asrın firavunlarına karşı, Musa olup mücadele ettiler, zindanlara atıldılar, dünyanın umursamaz bakışları, ümmetin suskunluğu arasında yavaş yavaş öldürüldüler. Mursi ve dava arkadaşları bu süreçte asla boyun eğmediler, dik durdular, zillete karşı izzeti tercih ettiler.
Mursinin gözü önünde her gün bir arkadaşı idama götürüldü, bu tek tek ölümlerin hiçbiri dünyaya duyurulmadı, ama buna rağmen mursi anayasamız kurandır dedi, evet bugün sisi cuntası ve arkasındaki zalimler ne kadar suçluysa, bu zulmün karşısında susanlar da suçludur.
Hepimiz suçluyuz Müslümanlar! kaç gece mısır zindanlarındaki Yusufları mursileri düşünüp uykularımız kaçtı?
Soruyorum Müslümanlar kaç akşam ailemizin sohbet konusu mısır zindanlarındaki Yusuflar oldu? Kaç gece babacığım sensiz zaman geçmiyor, ne olur gel diyerek mektup yazan, yazdığı mektubun her satırına göz yaşı döken o masum çaresiz çocukları düşündük?
Eşine hanım beni idam edecekler, hakkını helal et, oğlum Abdullah’ı yokluğuma alıştır, mahşerde buluşacağız inşallah diyen mücahit hasan için ümmet olarak ne yaptık?
Millet olarak niye virüs geldi, niye yasaklar geldi, niye o bakan geldi, diğeri gitti, niye okullar tatil oldu? niye ekonomi çöktü, yokluk yaşıyoruz, asgari ücrete az zam geldi, gibi konuları konuşmaktan,
Mısır zindanlarını, mübarek ramazanda idam edilmiş on yedi dava insanını, ateş düşmüş ocakları doğu Türkistan zulmünü, İdlib’deki Arakandaki zulümleri kısacası ümmetin derdini konuşacak zaman bulamıyoruz.
Filistin davasının önemli savunucularından şehit şeyh Ahmet Yasin diyor ki:
Allah’ım ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum!
Ben kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor, ne de silah!..
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim.
Siz ey Müslümanlar! niye bu kadar sessiz kaldınız?
Bu ümmet utanmaz mı? Şerefi çiğnenirken,
Gerçek ümmet ey rabbimiz gücümüzü topla, zaafımızı gider, mümin kullarına yardım et diye sokaklarda toplu dualar yapmaz mı?
Yakında toplu ölümlerimizi duyacaksınız.
Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları neden bu kadar sessizsiniz,
Allah’ım gücümün azlığını imkanımın yetersizliğini ve ümmetin bu sessizliğini sana şikayet ediyorum.
Allah’ım akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler,
Oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler, ifsad edilmiş ekinler aşkına sana şikayette bulunuyorum.
Allah’ım gücümüz azaldı, ümmet dağıldı, ne olur bizi topla.
Evet şeyh Ahmet Yasin daha sonra şehadet şerbeti içti, şey Ahmed’e Muhammed Mursi’ye ve bu mübarek Ramazan ayı içinde idam edilen on yedi dava insanına Allahtan rahmet diliyoruz.
Suçsuz yere idam edildi on yedi can,
Neredesin susma! ses ver ey Müslüman!
Ümmet her gün akıtıyor gözyaşı ve kan,
Sen ses verdiğin gün, ayağa kalkacağız o zaman..
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.










YORUMLAR