..
ABD’nin Florida eyaletinde 10-14 yaş arasında dört erkekçocuk her hafta bir kediyi yakalarlar ve evlerinin ötesindeki ağaçlığa götürüp,beyzbol sopalarıyla kediye vurarak onu kanlı bir et yığını haline getiririler.Her hafta bir çocuk kediye vurarak onu öldürme görevini üstlenir.
Daha sonraki haftanın birinde kediyi sopa darbeleriyleparçalayarak öldüren çocuk, diğerlerine “Ne zevkli değil mi?” derken kendiaralarında anlaşmış diğer dört çocuk onun kafasına sopayla vurmaya başlarlar. Sopaylavurulan çocuk haykırarak kaçmaya çalışır, ancak diğerleri yetişir ve sopadarbeleriyle, aynı kediye yaptıkları gibi ona da vurmaya devam ederler. Ölmekteolan çocuk ancak duyulan bir sesle “Niçin?” sorusunu sorduğunda diğerleriyüzlerinde bir gülümseme ile “Çünkü çok zevkli” cevabını verir ve çocuk etyığını haline gelinceye kadar darbelerine devam ederler.
Görüldüğü gibi okurken bile insanın canını acıtan, içinisızlatan, dehşet diyebileceğimiz bir olay.
Ne oluyor da çocuklar böyle merhametsiz hale gelebiliyor?Merhamet doğuştan gelen bir duygu mu,yoksa öğrenilerek elde edilen bir duygumu?
Bebekler üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki merhamet duygusu doğuştan her insanıngetirdiği bir duygu.Yapılan deneylerde 6-10 ay arasındaki bebeklere iki kuklagösterilmiş ve bu kuklalardan birinin diğerine kötü davrandığı bebeklereizletilmiş. Daha sonra bebeklere bu iki kukla gösterilerek hangisini tercihettiği gözlendiğinde bebeklerin büyük bir çoğunluğunun iyi davranan kuklayı tercih ettiği görülmüştür. Buaraştırmalar insanların doğuştan ahlakidavranış getirdiğini gözler önüne sermektedir. Bu konuda asırlar öncesindenPeygamber Efendimizin, “Her doğan çocuk İslam fıtratıüzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.”(Buhari, Tefsir (Rûm), 2) sözünün ne kadar doğru bir söz olduğunu daha netkavramış oluyoruz.
Bütün insanlar belirli ahlaki potansiyellerle doğduğuna göre birçocuğun merhametli ya da merhametsiz olması o çocuğun içindeki duygularıbeslemekle ilgilidir. Bir çocuğun merhamet duygusunu beslemek ise o çocuğa nekadar merhametli davrandığınıza bağlıdır. Bir çocuğun ihtiyaçlarını özelliklede duygusal ihtiyaçlarını zamanında, yeterince ve koşulsuz karşılamak o çocuğuniçinde zaten var olan merhamet duygularını besler. Kendisine merhametleyaklaşılan çocuk başka insanlara da merhametle yaklaşmayı içselleştirereköğrenmiş olur. İlk çocukluk yılları bu açıdan çok önemlidir. Yapılanaraştırmalarda ilk çocukluk yıllarında merhametli davranılmayan çocuklarınbeyinlerinin merhametle ilgili bölümleriningelişmediği sonraki yıllarda ise merhametli davranılsa dahi istenilen düzeyde merhametli davranmayı öğrenemedikleri tesbitedilmiştir. Kritik dönem dediğimiz çocukların ilk 0-6 yaş arası dönemdemerhamet duygularını arttırıcı davranmak görüldüğü gibi çok önemlidir. Ayrıca sosyalleşmeninbaşladığı “3” yaş ve sonrası dönemlerde çocuğa, başka canlıların varlığı ve duyguları konusunda bilinçlendirme yaparakçocuğun empati kurmasına yardımcı olunmalıdır.
Dört duvar arasında, doğadan mahrum yaşayan çocuklarımıza en azından kuş, kedi,balıkgibi ev hayvanları alarak onları sevmeyi ve beslemeyi öğrenmelerinin olumlu duygularınıngelişmesinde katkısı büyüktür.
Şiddet içeren filmlerin izlenmesi ya da bilgisayar oyunlarının sürekli oynanması da çocuğuduyarsızlaştırarak merhametsiz olmasına sebep olan diğer bir etken. Bu konudada gerekli sınırlandırmaların yapılarak önlem alınması gerekir.
Unutmamak gerekir ki hepimizin içinde iyi ya da kötü insan olmapotansiyeli vardır. Hangisini beslersek o açığa çıkar. O yüzden erken çocuklukyıllarından itibaren çocuklarımızın bu duygularını beslemeli; kendine,ailesine, topluma ve bütün insanlığa faydalı bireyler yetiştirmeye özengöstermeliyiz.










YORUMLAR