Korona virüsü dünyayı dolaşıyor. Önemli olan bu virüsten ders ve ibret alabilmektir. Bu Allah’ın bizlere ilahi bir ikazıdır. Bu virüs bitecek inşallah. Peki, yıllardır ruhlarımızdaki kalplerimizdeki zihniyetlerimizdeki virüsler ne olac
Müslümanlara bulaşan illetli olan itikadi, ameli, ahlaki virüsler ne olacak? Ona da ilaç arıyor muyuz?
Günümüz insanı büyük bir manevi boşluk içerisindedir. Hz Eyüp AS’ın zahiri yara hastalıklarının mukabili bizim batıni ve ruhi ve kalbi hastalıklarımız var. İç dışa dış içe bir çevrilse Hz Eyüp’ten daha ziyade hastalıklı olduğumuz görünecek.
Tıpta genetik, biyolojik ve psikolojik rahatsızlıklar vardır. Bu hastalıklar doktoru tarafından teşhis edilir. Daha sonra tedavi edilir. Peki, manevi hastalıklar nelerdir? Ve tedavisi nedir?
Kalp manevi olarak hastalanınca neler olur? Kalpten kasıt göğüs kafesimizdeki yuvarlak et parçası değil, idrakimizin vicdani İmani sezgiye dair yönüdür.
İbadetlerden zevk alamıyorsak manevi hastayız demektir. Çünkü hasta bir kişiye en lezzetli yemeği ikram etseniz yiyemiyorum tadı yok acı der. Manevi hastaya da gel Allah ile beraber ol desen gelemiyorum ağır geliyor der. Manevi hastalığımızın tedavisi bedeni hastalıklarımızdan daha çok önemlidir. Biri üç günlük dünya hayatımızla, diğeri ebedi ahiret hayatımızla ilgilidir.
Manevi hastalıklar şöyle başlar.
Kibir, ego, ene bunlar bir elma düşünelim. Elmanın içinde küçük bir kurtçuk varsa eğer o elmayı yer bitirir. O elma çürümekle kalmaz, yanındaki elmaları da çürütür.
Manevi hastalık kibirle başlar, yara büyümeye devam eder. Neyle devam eder? Kin, kıskançlık, riya, haset, ikiyüzlülük, yalan, gıybet, dedikodu, cimrilik, acımasızlık, duyarsızlık bunların önüne geçilmediği vakit, insanın huyları şeytanın eline geçer. Kişi bu buhrana girince daha sonra büyük günahlara dahi engel olamaz.
Müminin her an kendini kontrol etmesi gerekir. Manevi hastalık var ise manevi tabibe gidilmelidir. Kuranla sünnetin ışığında ilahi bir ahlak edinilmelidir.
Tasavvuf erbabı kalbi inkişafa dikkat çekerek der ki: yerken ağzınıza girene, konuşurken ağzınızdan çıkana dikkat edin.
Veli zatlardan beyazıt bestemi Hz bir gün tımarhanenin önünden geçiyordu. Burada görevli olan hizmetçinin tokmakla bir şeyler dövdüğünü gördü ve sordu.
Ne dövüyorsun?
Görevli delilere ilaç yapıyorum.
Beyazıt ben de hastayım, bana da bir ilaç tavsiye eder misiniz? Hastalığım günah hastalığı çok günah işliyorum.
Görevli ben o hastalıktan anlamam. Ben ancak delilere ilaç hazırlarım dedi.
Bu konuşmayı işiten bir deli beyazıt hazretlerine yaklaş dede ben sana günah hastalığının ilacını söyleyeyim diyerek seslendi.
Beyazıt söyle bakalım benim yaramın merhemi nedir?
Deli zannedilen kişi; akıllara kazınan şu ilacı tavsiye etti:
TÖVBE KÖKÜ İLE İSTİĞFAR YAPRAĞINI KARIŞTIR. KALP HAVANINDA TEVHİT TOKMAĞI İLE DÖV. İNSAF ELEĞİNDEN GEÇİR. GÖZYAŞIYLA YOĞUR. İLAHİ AŞK FIRININDA PİŞİR. SABAH AKŞAM BU İLAÇTAN YE. O ZAMAN GÖRECEKSİN SENİN HASTALIĞINDAN ESER KALMAYACAK.
Beyazıt hey gidi dünya hey! seni de deli diye buraya mı koymuşlar der.
Korona virüs salgınının en yakın zamanda bitmesi, manevi hastalıklarımızın da şifa bulması duasıyla
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.










YORUMLAR