Allah her insanı temiz olarak bu aleme gönderir. Akıl, fikir, irade ile insan ya doğru istikamette kalmayı, ya da yanlış yola sapmayı tercih eder.
İnsan iyilik ve kötülük karışımı bir tabiata sahiptir. Çünkü bu dünyaya en güzel davranışı kimin yapacağı konusunda bir sınavdan geçmek üzere gönderilmiştir.
Kötülüğün en başta gelen kaynağı kendi nefsani eğilimlerimize olan tutkulu bağlılığımızdır.
Her insan nefis taşır, nefis içteki ejderhadır, terbiye edilirse dizginler kişinin elinde olur, terbiye edilmezse dizginler nefsin elinde olur, sahibini istediği yere koşturur. Eline fırsat geçmediği sürece nefis uykudadır. Mal, para, mevki makam, şehvet nefsi baştan çıkaran etkenlerdir.
Ey sarp yolun yorgun yolcusu! içindeki sinsi nefse dikkat et, uykuda sandığın nefsin ansızın yarasa gibi kanatlarını çırparak seni alt edebilir.
Nefis Koltuk ve mal sevgisiyle Çaylaklaşabilir.
Allah’ın sana vermiş olduğu aklı yerinde kullan. Nefsinin esiri olma.
Unutma her ejderhayı öldürmeye bir Musa gerek.
Kibir, ego, şımarıklık, haset, riya öfke gibi manevi hastalıkların perde arkasındaki sebep nefistir.
İnsan yapısı itibariyle kapalı kitap gibidir, her gördüğüne hemen iyi deme, kişiyi tanımadan ön yargıyla da eleştirme, çünkü yarınlarda neler göreceğin meçhuldür.
Bununla ilgili Ömer Hayyam’ın manidar bir sözü var, şöyle der:
İnsan vardır fark edilmez süsünden,
Kimi farksızdır koyun sürüsünden,
Her gördüğün şekle kapılma,
İnsan anlaşılmaz görüntüsünden.
Gelin hep birlikte insanı kâmil olmanın derdinde olalım. Allah’a, topluma kendimize ve tüm varlıklara karşı sorumluluklarımızı yeniden düşünüp tanımlayalım. Bunun için Maneviyat ağırlıklı, sosyal adalet temelli, kültür ve medeniyet için kolları sıvayalım. Aksi takdirde mahşer günü çok pişman oluruz, vesselam.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.









