Dünya cazip, insan bu güzelliklere hayli meyyal, Bu nedenle belki de en büyük imtihanımız dünyevileşme. Maalesef bu uhrevi hayatımız önünde de büyük engel…
Dünyevileşme dendiğinde sosyal, siyasi, manevi ve ahlaki olarak kısacası bütün alanlarda emeği gücü ve imkanları dünyevi unsurlara yoğunlaştırmak, ahireti unutmak, kendini dünyanın şöhretine çekiciliğine kaptırıp İslam’a kayıtsız kalmaktır.
Maalesef günümüz Müslümanları olarak “ kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa bütün güzellikler Allah katındadır. ( Ali İmran suresi 14 ) ayetinde bahsedilen dünyanın geçici süslerine takılıp Müslümanlar olarak dünya ve ahiret dengesini kaybettik.
Dünyevileşme hastalığı kişide bir tür karakter bozukluğuna yol açar. Yani bu kişi zamanla aklını ve iradesini kullanamaz. Onun için hayat artık sadece para ve makamdır.
Dünyayı birinci hedef haline getirenlerin toplumların sonu hazin bir çöküştür. İbni Haldun, toplumların çöküşünü, insanların para, makam ve konformizme merakı ile rehavete kapılmalarına bağlar. İsraf, gösteriş, para ve mevkiye düşkünlük, insanların değil, toplumların da sonunu getirir.
Dünyevileşme tehlikesini uzun asırlar önce Yahya bin muaz bakın nasıl can alıcı cümleler ile ifade ediyor.
“ EY İNSANLAR!
GÖRÜYORUM Kİ EVLERİNİZ RUM KAYSERİNİN EVLERİNE, LÜKSE HAYRANLIĞINIZ KİSRANIN TUTUMUNA, SERVET PEŞİNDE KOŞMANIZ KARUNUN ANLAYIŞINA, SALTANATINIZ FİRAVUNUN SALTANATINA, NEFİSLERİNİZ EBU CEHİLİN NEFSİNE, GURURUNUZ EBREHENİN GURURUNA, YAŞAYIŞINIZ SEFİHLERİN YAŞAYIŞINA BENZİYOR.
ALLAH AŞKINA SÖYLEYİN BANA ÜMMETİ MUHAMMEDEN OLANLAR NEREDE?”
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.










YORUMLAR