Ramazanı coşkuyla huzurla ihya ederken, mübarek ayın sonuna doğru her yıl olduğu gibi, İslam coğrafyasının göklere yükselen feryadını duyar olduk. Filistin meselesi Yıllardır yüreğimizde kanayan yaraydı, ilk köşe yazısını kaleme aldığım tarih 2009 ilk yazının konusu ise Filistin’di. Çünkü bir şaire şiir yazdıran, bir yazara yüreğindeki sesi mısralara döktüren, duygunun arkasında bir dert vardır. Dert söyletir, acı inletir derler. Davası olanın derdi bitmez, bizim davamız hak davası olunca, derdimiz de ümmetin derdidir. Bu dert, bu mücadele bitmedi bitmeyecek.
Allahın sevgili habibi, varlıkların hayran, meleklerin seyran olduğu sevgili peygamberimizin bizlere emaneti mescidi aksa, işgalciler tarafından saldırıya uğradı. Ramazan ayı hüzünlü bir atmosferle ayrıldı aramızdan, Arefeden sonra bayram dediler, sahi bayram mıydı?
Bu soruya Abdurrahim Karakoç’un şu anlamlı mısraları cevap versin.
Giden bayramlardan almadık bir tat,
Gardaş bu senenin bayramı nasıl?
Şenaylarda bayram her gün her saat,
Elifin dönenin bayramı nasıl?
İçinde boğulduk derdin acının,
Uykusu bitmedi şeyhin hacının,
Üç gardaşı şehit veren bacının,
Oğulsuz ananın bayramı nasıl?
Dert deşmek değildir gayem niyetim,
Düşündükçe sızlar kemiğim etim,
Gelini dul kalmış, torunu yetim,
Ak saçlı ninenin bayramı nasıl?
İşkence altında ezilir canlar,
Masum yiğitlerle dolu zindanlar,
Ses verin mezardan ulu sultanlar,
Mazlumun kimsesizin bayramı nasıl?
Sabahtan haber yok ufuklar kara,
Semerkant kan ağlar yanar buhara,
Keşmir, kabil, Kerkük hasret bahara,
Kudüs’ün Sina’nın bayramı nasıl?
Hüzünlü bir bayramın ardından ümidimiz odur ki, İnanıyoruz ki inananlar, baş koyanlar, adananlar bir gün Selahaddin olup Filistin’i evvel Allahın izniyle özgürlüğüne kavuşturacaklardır. ebabiller şu an gökten gelecek kararı beklemekteler, ama cenabı hak İsrail’in helakini Filistin’in özgürlüğünü ertelemekte, Çünkü cenabı hak Kudüs’ü ve mescidi aksayı bu ümmete imtihan olarak vermiştir. Ayette ifade buyurulduğu gibi Allah mallarımızla ve canlarımızla bedel ödememizi istiyor. Allah bu ümmeti deniyor.
Müslümanlar olarak artık uyanmamız lazım. Kahrolsun İsrail slogonları yeterli değil, yıllardır Kudüs ile ilgili konferanslar veriyor, sloganlar atıyor, şiirler okuyoruz dikkat ederseniz bunu sadece kendimiz söylüyor kendimiz dinliyoruz. Rahmetli ve kıymetli Erbakan hocamızın dediği gibi: İsrail laftan anlamaz ancak güçten anlar güçten.
O güç yok bizde bir buçuk milyarlık İslam aleminin dünya üzerinde bir mahalle kadar hükmü kalmadı, o zaman uyanacağız, boş gürültüye çokluğa kalabalığa bakmayalım dostlar, bu ümmete inanmış ve adanmışlar yeter. Bedir harbinde milyonlar yoktu, sadece sadece 313 imanlı yürekle kazanıldı bedrin zaferi.
Cuma günü hutbe vakti bir genç Selahaddin’i eyyubiye bağırır. Kudüs’e cihadı emret, vakit cihat vakti, niye başka şeyler anlatıyorsun” der.
Selahaddini eyyubi sükut eder, cevap vermez.
Cumartesi günü sabah namazına durmadan önce sultan selahaddin sorar.
Dün bana hutbede cihadı emretmemi isteyen genç nerede?
Ses yok…
Çünkü genç sabah namazında camiye gelmemiştir.
Selahaddini eyyubi der ki; vallahi! Cuma namazına gelenler, sabah namazına gelmedikçe, Kudüs’e cihadı emretmeyeceğim.
Mesele şu ki, önce nefsiyle cihat edemeyen bir Müslüman İsrail ile Amerika ile nasıl cihat yapacak?
İslam alemi olarak, Siyonizm tarafından morfinle uyuşturulduk, emperyalizm tarafından gaflet uykusuna uyutulduk, ama yavaş yavaş bu uykudan uyanıyoruz. Bir gün Mescid’i Aksa’yı ve Kudüs’ü yiğit bir Selahaddin ile selamlayacağız İNŞALLAH.
Eyy Kudüs! Eyy mescidi aksa!
Bekleyin geleceğiz çok yakında.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.










YORUMLAR