Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Yenigün Gazetesi
Yenigün Gazetesi

İFTİHARLA ANDIĞIMIZ KAHRAMANLARIMIZ VAR BİZİM

Asırlardır Din, iman, Kur’an ve vatan uğruna verilen bir mücadele vardır. Bedirdeki Uhuddaki dava ile Sarıkamış’taki Çanakkale’deki dava aynı davadır.

Takvimler 22 Aralık 1914’dü gösterdiğinde Osmanlı ordusu, Kafkas cephesinde savaşmak için Sarıkamış yoluna koyuldu. Ancak Allahu Ekber dağları geçit vermedi. Binlerce vatan evladı donarak şehit oldu.

Bedel ödeyen ecdadın torunları olarak Aziz davaya sahip çıkmak hepimizin asli vazifesidir.

Beyler cephede, orduda nöbet tutarken, hanımlar bu mukaddes dava uğruna firavunun karşısında duracak Musalar, nemrutlar karşısında duracak İbrahimler, İngilizler yunanlar karşısında cepheye mermi taşıyacak nene hatunlar yetiştirmelidirler.

Dinini tarihini değerlerini bilen, ecdadını tanıyan, gayesi, davası ve derdi olan bir gençlik yetiştirilmelidir. Biz dünya sahnesine yeni çıkmış bir millet değiliz. İftiharla andığımız köklü bir tarihimiz var bizim. İftiharla andığımız bedel ödemiş kahramanlarımız var bizim. Bu iftihar bizi onlara layık olma yoluna sevk etmelidir. Aksi takdirde ecdadımıza karşı vefa borcumuzu ödemiş olamayız.

Rahmetli Turgut Özal dönemin milli eğitim bakanı ile eğitim konusunda araştırma yapmaları için Japonyadan uzman heyeti ülkemize davet ederler. Türkiye’ye gelen heyet çeşitli

okullarda yaptıkları incelemeden sonra başbakanın yanına çıkarlar. Sonuç gayet açık.

Sizin gençlerinizde milli ve manevi şuur yok derler. Bizim Türk heyeti de sorar. Peki, siz gençlerinize milli şuuru nasıl veriyorsunuz?

Japonyalı uzmanlar şöyle derler. Biz çocuklarımıza ilkokula başlamadan hızlı trene bindiririz. Hızlı trenin yapılışını izah eder, sonra ileri teknoloji ile çalışan fabrikalara götürürüz. Bu teknoloji çocukların başlarını döndürür. Hayranlık duyarlar. Çocuklar büyük büyük hedefler koyarlar. Bundan sonra çocuklarımızı Hiroşima ve Nagazaki’ye götürürüz. Çocuklar hızlı trenden gelişen teknolojik fabrikalardan sonra yıkık ve harabe bir yere geldiklerinde onlara buralar hakkında bilgiler veririz.

Atom bombasının izlerini gösteririz. Ve biz onlara deriz ki: sizler çalışmaz, emek vermez toprağınızı korumazsanız işte vatanınızı evlerinizi böyle yakarlar. Ama çalışır üretir gelişirseniz kendinizi de ülkenizi de korursunuz.

Hızlı tren, gelişmiş ileri teknoloji fabrikalar ve yıkık harabe Hiroşima Nagazaki hepsini gördünüz. Artık çalışıp çalışmama sorumluluk alıp veya sorumluluk almama sizin kararınız. Düşünün kararınızı siz verin.

Böylece bu çocuklarımız büyük bir azimle çalışır, ileri hedeflere doğru yürürler.

Türk eğitim heyeti Japon heyetine sorar. Biz çocuklarımız için ne yapalım?

Sizin çocuklarınıza göstereceğiniz çok Hiroşima Nagazaki var. Hatta daha önemli, burası neresi derseniz bu bölge 250 bin şehit verdiğiniz Çanakkale savaşlarının geçtiği bölgedir.

Biz tarihe bakıyoruz. Yetmiş iki millet size saldırıyor. Bir metrekareye binlerce mermi düşüyor. Fakat Türkler her şeye rağmen inanç gücüyle galip çıkıyorlar. Çocuklarınızı Çanakkale’ye götürün, ödenen bedelleri bizzat görsünler. Geçmişte zulüm yaşanan beldelere götürün ve deyin ki: Çalışmaz çaba sarf etmez kahramanlarımızı örnek almazsak, gelecekte toprağımız da olmaz, evimiz de olmaz mesleğimiz de olmaz. Önce vatan şuuru olmalıdır.

Japon heyet devamla şöyle dedi: Sizin çocuklar bu ara uyuyorlar, uyandırın. Hayatın gayesiz, bedelsiz, ucuz olmadığını anlasınlar. Azim ve inanç aşkıyla yeniden canlansınlar.

İşte japon heyetin açıklaması böyledir.

Seminer için gittiğim öğrenci yurdunda seminerin ardına üniversite öğrencileri ile sohbet ettim. Hocam biz de Çanakkale’ye geziye gittik dediler. Nasıl buldunuz? Dedim. Gençler sırayla başladılar anlatmaya.

Hocam vallaha finaller bizi çok yordu. Çanakkale gezisi çok iyi oldu. Biri beş yıldızlı otelde kaldık diyor, diğeri hocam orada bir kebap yedik, hala tadı damağımda, diğeri açık havada yürüyüş bizi cidden dinlendirdi diyor.

Gençleri dinlerken, Seyit onbaşıyı, üsteğmen kahraman hasanı, yiğit Ahmet onbaşıyı, kahraman sadıkı, saçları kınalı hasanı, Bursalı Hüseyin çavuşu Ezineli Yahya çavuşu, Bekir

çavuşu Doktor Adnan bey ve oğlunu, mücahide kara fatımayı kim anlatacak diye bekliyordum. Ne yazık ki; aradan iki saat geçti, anlatan olmadı maalesef. Meğer gençler sadece tatile gider gibi gezip gelmişler. Sizin çocuklar uyuyorlar uyandırın, diyen Japon heyet haklı sanırım.

Dünya kurulalı bu güne kadar tevhit mücadelesi uğruna şehadete yürüyen bütün şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Ölümümüz bir defa olacak o da ALLAH için olsun.

Allah yar ve yardımcımız olsun.

Selam ve dua ile.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER