Cenabı hak beşer hayatı için beş safha takdir buyurmuş, bunların birincisi alemi ervah (ruhlar alemi) ikincisi ana rahmi, üçüncüsü dünya hayatı, dördüncüsü berzah yani kabir alemi, beşincisi ise ahiret yani ebedi hayattır.
Bitmeyen tükenmeyen dünya telaşı içerisinde ara ara ervahlar kabristanlığını ziyaret ederim. Geçtiğimiz günlerde gittim uzun uzun mezarlara baktım. Ziyaret esnasında Yunus Emre’nin anlamlı mısraları kulaklarımda çınladı.
Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler ne haber verirler.
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler ne haber verirler.
Toprağa gark olmuş nazik tenleri
Söylemeden kalmış tatlı dilleri
Gelin duadan unutmayın onları
Ne söylerler ne bir haber verirler.
Derviş yunusun dediği gibi ne söylüyorlar ne de haber veriyorlar.
Dünya şan şöhret makam yarış alanı haline gelmiş. İnsanların beğenmelerini ve alkışlamalarını hayatına gaye edinmiş bir insan bu dünyaya Allah için gönderildiğini unutmuş, kendini insanlara beğendirme vehmine kapılmıştır. Mezarlara baktığımızda kimi doktor, kimi mühendis, kimi amir, kimi memur ama hepsi aynı mekanda yan yana yatmaktalar. Mezarda yatanların Kimi genç, kimi yaşlı, kimi ise çocuktu,
Ölüm sadece yaşlıların çağrıldığı bir randevu değildir. Bir kabristana gidip rutubetli mezar taşlarını temaşa ettiğimiz zaman görürüz ki, kendi yaşımızda yahut bizden de küçük yaşlarda iken niceleri veda etmiş bu aleme, hayat nedir? sualine verilecek en güzel cevap bir kabristanın rutubetli sessiz taşlarıdır.
Ölüm sessizliğine bürünmüş her mezar taşı lisanı hal ile konuşan ateşli bir nasihatçidir.
Ya rabbi bu imtihan aleminde sanattan sani eserden müessiri görerek gayba yakin ile iman ederek her an ilahi kameraların altında olduğumuz şuur ve idrakiyle ihsan üzere bir ömür, hakka kulluk etmeyi bizlere nasip ve müyesser eyle.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.










YORUMLAR