İstanbul’un fethinin 568. Yılında Fatih sultan Mehmet han ve ordusunu rahmetle anıyoruz. 21 yaşında orta çağı kapatıp yeni çağı açan fatihi fatih yapan ruh manevi ruhtur.
Şehzade Mehmet küçük yaşlarda medreselerde büyük İslam alimleri tarafından okutuldu. Fatihin babası sultan Murat oğlunun iyi bir şekilde yetişmesi için elinden geleni yaptı. Birçok hoca görevlendirdi, fakat şehzade Mehmet zeki ve celalli olduğundan derse adapte olamıyordu.
Bir gün molla yegan sultan Murat’a size tefsir hadis ve fıkıh ilminde iyi yetişmiş bir alim getirdim” dedi. Bunun üzerine sultan murat çağırın gelsin dedi. Molla gürani içeri girdi, padişah baktı, molla heybetli ve vakarlıydı işte bu Mehmet’i terbiye eder eğitir dedi. Şehzade Mehmet’i molla güraniye teslim etti.
Şehzade Mehmet disiplinli bir tahsil aldıktan sonra 19 yaşında tahta geçti. 1453 yılında 21 yaşındayken yıllar boyu ele geçirilemeyen Bizans’ın elindeki İstanbul’u 54 günlük bir kuşatmanın ardından fethederek fatih unvanını aldı.
Gemileri karadan yürütüp haliç’e indirerek savaşın seyrini değiştiren fatih sultan Mehmet bu fetihle orta çağı kapatıp yeniçağı açtı.
Padişahlığı döneminde 25 seferi bizzat yöneten fatih babası ikinci murat döneminde 800 bin kilometre alan devr aldığı Osmanlı topraklarını 2 milyon 214 bin metrekareye ulaştırdı.
Ama Fatih bu zaferleri sadece savaş ordularıyla kazanmadı. Tabi ki fatihi fatih yapan başarıya ulaşmanın arkasındaki sır ise dua ordusuydu.
İstanbul’u fethettiği gün etrafındakilere;
Bende gördüğünüz bu sevinç ve huzur fetihten değil akşemseddin gibi aziz ve mübarek bir Allah dostunun benim zamanımda ve benimle beraber olmasındandır” demesi şayanı dikkattir.
Bu güne bakınca çoğu şeyleri kaybettiğimizin farkına varıyoruz. Tabi kaybettiklerimiz sadece toprak parçası değil, manevi değerler, manevi şuur, edep, saygı, zarafet, sadakat çok şeyleri kaybettik.
Hasılı her şeyi kaybetsek bile kaybetmememiz gereken manevi ruhtur. Çünkü milletimizi vatanımızı diri tutan, bayrağımızı göklerde hür bir şekilde dalgalandıran ruh manevi bir ruhtur. Unutulmamalı ki; manevi heyecanlar kuvvetli ve sarsılmaz bir irade ile beslenirse, yarınlar ilim ve irfanda sanat ve kültürde akıl ve gönülde büyük fetihlere ve hayırlı neticelere vesile olacaktır.
Üstat necip fazıl merhum” Ata senfoni isimli eserini şu cümlelerle noktalamaktadır. Biz de onunla bitirelim.
Yıllarca süren bir ayrılıktan sonra köyüne dönen bir mücahit orasını ıssız ve harap bulur. Rastladığı ihtiyara sorar:
Baba bu köy harap ve ıssız değildi. Çok güzel insanlar ve çok güzel atlar vardı. Onlar ne oldu?”
İhtiyar cevap verir.
Evlat bütün güzel insanlar o güzel atlara bindiler ve gittiler! Bir daha hiç biri geri gelmedi.
Fethin mübarek olsun aziz İstanbul.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.










YORUMLAR