Türkiye’nin düne kadar perişan vaziyeti karşısında acıların en derinini çeken muzdarip müminler elleri semaya uzanmış dilleri duada manevi bir yardım niyaz etmekteler.
Afrika’daki sömürgeye bakınca oradaki açlık ve sefalet girdabında boğulmak üzere olan toplulukta, her gün açlıktan çocukların ve yaşlıların öldüğü yemende, vatanından uzaklaştırılmış acısının kelimelerle ifade edilemeyeceği Suriye’de, ümmetin ellerini semaya kaldırmış mevladan imdat diyerek manevi yardım niyaz ettiğini görüyoruz.
Bu durumu Suriye’ye gidince oradaki çaresiz insanların gözlerinden okudum. Elbette bir gün Mevla bu çağrılara cevap verecek, inananlar refaha ve huzura erecektir.
Son bir asırlık dünyayı nasıl ifade edersiniz? Diye soruyorlar. Diyorum ki: son asrın dünyası medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarların kıvrantısını temsil eden vahşi devlerle, o devlerin arkasından koşmaya çalışan cücelerden ibaret bir alem.
Üstad necip fazıl diyor ki: devler kıvranıyor, cüceler çırpınıyor. Yara almış Türkiye ise yaralı vaziyette, bir gün tedavi olup toparlanacak ayağa kalkacak. Üstad Yükümüz ağır, davamız büyük diyerek şu mısraları seslendiriyor.
Eyvah eyvah Sakarya, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..
Dünya bir İnkılap bekliyor bu bir gerçek. Yıllardır söylediğimiz bir gerçek var. Bir gün İslam sancağı Türkiye’den yükselecek, bunu tüm dünya görecek inşallah.
İnkılapla devrimi karıştırmayalım. Devrim devirmek, İnkılap ise dikmektir. Yeniden düzeni inşa etmektir.
Ey aziz şerefli Türk milleti! Ey Müslüman! Yeter ki sen yaratılış gayeni unutma, davanı unutma, istikametini şaşırma, sana emanet bırakılmış iki sağlam kulp var elinde, kuran ve sünnet yeter ki sen bu iki kulpa sımsıkı tutun. Yeter ki Kur’anı hayatına hakim kıl. O vakit yolların açılacak. Çünkü kuran inananlar kazanacak buyuruyor.
Sen başıboş değilsin. Sadece yemek, içmek, yatmak, uyumak, üremek değil senin görevin. Bunu hayvan da yapar. Seni hayvandan ayıran özellik, eşrefi mahluk yani varlığın en şereflisi olarak dünyaya gelmendir.
İnsan Allahın halifesidir. Allaha doğru ebedi seyr ile yaklaşmanın bir memuriyeti altındadır.
Ey aziz Müslüman uyan!
Vazifen büyük, sorumluluğun ağır,
Dünya zulümler karşısında sessiz adeta sağır,
Davana dört elle sarıl, bu aleme hakkı haykır,
Yol dikenli biliyorum, ağır geliyor nefse bu kahır,
Ama sabret hakikat davasının sonu ferahlıktır.
Tekrar ediyorum: Allahın tecellileri hiçbir hesaba gelmez. Elbette kapılar açılacak, günü gelecek her şeyin.
Üstad necip fazıl bu hali de Sakarya şiirinde çok güzel ifade ediyor.
Yol onun başka bir yol yok!
Yol onun varlık onun, gerisi hep angarya,
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya…
Yolun açık, istikbalin aydınlık olsun. Ümmetin umudu cennet vatanım canım Türkiyem.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.










YORUMLAR