..
Çocukken bizim evde bayramritüellerinin başlangıcı, arefe günü kabir ziyareti yapmaktı. Kabristan ozamanlar benim için ölümü simgelemiyordu. Papatya toplamaya gidiyordum.Sevinirdim. Bir de oyun gibi gördüğümüz, büyüklerimizin mezarlara basma,telkiniyle hoplayıp zıpladığım yerdi. Şimdi öyle değil… Artık kabristana çokanlam yükledi gönlüm, gözlerim papatyaları görmez oldu. Tek uyduğum telkin,artık oyun gibi görmesem de, mezarların üzerine basmamak.
Çocukken kabir ziyareti,bayram müjdecisiydi. Biz çocukken fazlaca kıyafetimiz olmazdı, her çocuk benzergiyinirdi. Bayramlarda alınırdı yeni kıyafet. Belki de bu yüzden, bayramlaraçok sevinirdik. Günlerce o kıyafetin hayali kurulurdu. Öyle hazır giyim deşimdiki kadar çok değildi, daha çok annelerimiz dikerdi kıyafetlerimizi. Yeniayakkabı demekti, çocuk için bayram. Yılda iki defa kavuşabildiğiniz şeylernasıl kıymetli olmasın, nasıl sevilmesin ki zaten. O yüzde yurdun dörtyanındaki her çocuk başucuna koyduğu kıyafet ve ayakkabılarıyla bayram sabahınauyanırdı. Erkenden uyanılırdı. Hiç söylenilmeden, şikayet edilmeden sevinçle veerkenden uyanırdım. O bayramlığın itinayla giyilmesi ve yaşanılan sevinç,sanırım her evdeki çocukta aynıdır. Babamın camiden, bayram namazındandönmesiyle anne babamın elini öpme yarışına girerdik. İlk harçlık oradaalınırdı. Sonra kahvaltıya dedemlere giderdik. Allah’ım ne eğlenceydi, içimizdeyüzlerce kelebek kanat çırpardı. Her el öpme, küçük küçük harçlık demekti. Elöpenlerin çok olsun, sözünün şiirselliği çınlardı kulaklarımda. Evdekibayramlaşma bitince hızla mahallenin çocuklarıyla şeker toplamaya gidilirdi. Nearaşır, ne de sözleşirdik. Saatle kurulmuş gibi bulurduk birbirimizi. Herkesinelinde çantasına sıkıştırdığı bir poşet olurdu. Malum çocukça ganimet büyükolurdu. Hatırlıyorum, her bayram yaklaşırken babama, “Sen şeker alma bu bayram,ben toplarım” derdim. Şekerden bir özgüven gelirdi. Tüm kapılar neşeyle, güleryüzle açılırdı. “Hoş geldiniz çocuklar, bayramınız kutlu, mutlu olsun”denilirdi. Herkes şeker vermezdi, yan apartmanda bir banka müdürü otururdu. Herbayram her çocuk için mendil hazırlardı. Hiç üşenmeden ve itinayla. Mendiliniçinde lokum olurdu. Bir de küçük miktarda harçlık. İlk ona bayramcı giderdik.Ama ne sevinçle açardık o mendili, tonlarca şekere değişilmezdi mutluluğu.Sonra, o zamanlar çarşıda Yıldız Pastanesi vardı. 60 yaşlarında bir sahibivardı. Bayram günü, bayram hediyesi olarak bedava dondurma ikram ederdi. Tümçocuklara hem de! İkisi de rahmetli olmuştur. Mekanları cennet olsun, hala duaederim bayramımızı bayram tadında hatırlattıkları için. Eve ağzına kadar doluşeker poşetiyle gelmek o zaman benim için ilk maaşını almış çalışanla aynıhazdaydı.
Çocukken çok güzeldibayramlar ya da bayramlarda çocuk olmak güzeldi. Hani hep klişe bir söz edilirya; “Ah nerede o eski bayramlar!” diye, hiç öyle boş bir söz değil,yaşanmış, kıymeti bilinmiş ve tadı damaklarda kalmış bir sözdür. Şimdi bugünbayramların tadı yok ahkamı kesip kıyaslama yapmayacağım. Tadımız kaçmasın.Eski bayramları eskideki tadıyla, çocukluğunuzla hatırlayın. Ağzınızaçocukluğumuzdaki, karamelli sorma boncuk şeker tadı, yüzünüze de sıcakgülümseme yayılsın. Bayramınız hatıranızdaki en güzel bayram tadındatekrarlansın. Çok bayramlar görelim ve el öpenlerimiz çok olsun.
Hayırlıbayramlar.










YORUMLAR