Bu dünya hayatında kulun gayesi cenabı hakkın dostluğuna erme yolunda gayret etmek olmalıdır.
Ancak dostluk ve muhabbetin şartı; dosttan gelen eza ve cefayı hoş karşılamakla, ona rıza ve teslimiyet göstermektir. En çok çile ve musibet peygamberlere ve velilere gelmiştir. Çünkü onlar çileyi dostun bir hediyesi olarak bilme olgunluğunu sergiler, rıza ve sabırlarıyla terakki ederler.
Hz Mevlana çileler ile sabrı güzel bir kıssa ile şöyle ifade eder. Bir efendiye hediye olarak bir kavun getirilmişti. O da sevdiği gönüldaşı derin duygulu sadık hizmetkarı Lokman’ı yanına çağırıp: Evladım bu kavunun tadına bak der; Lokman kavunu şeker gibi yer, efendi kendi kendine galiba çok tatlı der. Sonra kendisi de ağzına aldığında kavunun acı olduğunu anlar.
Efendi derki: Lokman kavunu yedin niye acı demedin, niye hiç yüzünü ekşitmedin, Niye ben yiyemem demedin? Lokman der ki: efendim sizin elinizden çok güzel çok tatlı nimetler yedim. Madden manen bana yaptığınız iyiliklere karşı zaten tam anlamıyla teşekkür edemezken, nasıl olur da kavun acı diye bunu dile getiririm.
Sizden gelen her acı bana tatlı gelir. Muhabbetten acılar tatlılaşır. Muhabbet sayesinde bakırlar altın olur. Muhabbetten ötürü karanlık evler aydınlanır. Muhabbet varise kederler neşeye döner. Hasılı muhabbet ile kahır rahmet olur.
Hayatta imtihanlar karşısında sabırla anılan, çilelere tebessüm derken akla gelen ilk isim Hz Eyüp oluyor. Hz Eyüp çok zengindi evlatları vardı, sıhhat ve afiyet içindeydi. Cenabı hak Hz Eyüp’ü sevdiği için denemek istedi. İlahi imtihan olarak iptilalar başladı. Önce arazileri gitti. Sonra bir zelzelede evlatları vefat etti. Sonra ağır bir hastalığa düçar oldu.
Sonra hanımı kendisine dua et bu dertlerden kurtul dedi. Hz Eyüp hanımına ben kaç yıl sağlıklı zengin ve huzurluydum? Diye sordu. Hanımı da 80 yıl dedi, o zaman Allah bana seksen sene mal, evlat, ve sıhhat verdi, daha yeni imtihanlar başladı. Seksen yıl huzur bulmuşum bu alemde, başıma gelen bu musibete karşı rabbime şikayette bulunmaktan haya ederim dedi. Allah bize nimet verirken razı oluyoruz da; niye bela verirken sabr edemiyoruz, ben rabbim’den razıyım dedi!”
Cenabı hak sabır, şükür, ve hale rıza makamında zirveleşen Eyüp peygamber için Sad. suresi 44. Ayeti kerimede o ne güzel kuldu buyuruyor.
Kulluğun sırrı, sabır ve rızada gizlidir.
Ey yolu yokuş ve sarp olan hayat yolunun garip yolcusu!
Bu yolculuğu kolaylaştıracak tek çare cenabı hak ile dost olmaktır. O vakit zorlar kolay olur,o vakit gönül yunus gibi lütfun da hoş kahrın da hoş diyebilir. Sen bilmez misin? her gül dikenler içinde saklıdır. Her zorluğun arkasında bir kolaylık,her kapalı kapının ardında açık bir kapı vardır. Başına ne gelirse gelsin,seninle Allah arasında sır kalsın. Derdine üçüncü ortak arama. Uğradığın dertlerden mahluka şikayeti kes!.. yoksa merhametli’den geleni merhametsize şikayet etmiş olursun. Bir başarı elde edersen şımarma, bir bela başına geldiği vakit de şikayetçi olma, raziyeten merziyyeh sırrına er, yani Allah’tan razı olki; Allah da senden razı olsun.
Allah yar ve yardımcımız olsun
Selam ve dua ile.










YORUMLAR