Çanakkale savaşı birinci dünya savaşı sırasında 1915_1916 yılları arasında Gelibolu yarımadasında Osmanlı imparatorluğu ile itilaf devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.
Çanakkale denince akla din gelir, iman gelir, vatan gelir, derin bir mana gelir. İstiklal şairi merhum Akif bu ruhu ne güzel anlatır.
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından,
Alınır kal’amı göğsündeki kat kat iman,
Asım’ın nesli diyordum ya.. nesilmiş gerçek,
İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.
Şüheda gövdesi bir baksana dağlar taşlar,
O rüku olmasa dünyada eğilmez başlar.
Çanakkale’de kelimelerle ifade edilemeyecek büyüklükte manevi ruh, 250 kiloluk mermiyi sırtta taşıyacak bir iman gücü, kopan kolunun acısını hissedemeyecek kadar manevi bir şuur vardı.
Çanakkale karma kolordu İngiliz kumandanı general William birdword: Türk askeri kadar vatanı için gözünü kırpmadan ölen, savaş anında müthiş bir cesaretle fırtınalar estiren, yaralı düşmanını sırtında taşıyarak onu ölümden kurtaran bir asker yeryüzünde görülmemiştir der.
İngiliz ordu kumandanı orgeneral Hamiltonun:
Bizi Türklerin maddi gücü değil, manevi gücü mağlup etmiştir. Çünkü onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz gökten inen güçleri müşahede ettik!.. şeklindeki itirafı da bu gerçeği sergilemektedir. Bu güzel ulvi davranışlar düşmanlarımızı bile hayran bırakmış bunların içinde Anzaklı Ömer gibi etkilenip Müslüman olanlar dahi olmuştur.
Çanakkale’deki bu hal bize hayat rehberimiz Kur’andan ilahi bir mesajı hatırlatıyor.
ATTIĞIN ZAMAN SEN ATMADIN ALLAH ATTI.
O muazzam orduda kumandanından erine kadar bütün ordu fedakarlık toprağına ekilmiş tohumlar gibiydi ki, o tohumlar kanlarla sulanıyordu.
Çanakkale binlerce kahramanın Allah ve din uğruna kanlarını akıttıkları uğruna canlarını ve cananlarını feda ettikleri yerdir. Geride binlerce gözü yaşlı yakınlarını bırakan o kahraman yiğitlerin, tarihe destan yazdıracak hayat hikayeleri vardır.
18 Mart 1915 deniz harekatında üstün başarılar gösteren yüzbaşı Hasan Mevkuf’un kızı dünyaya gelmiştir. İstanbul’dan Çanakkale mevki komutanlığına telgraf çekildi. Bu telgrafı alan Cevat paşa yüzbaşı Hasan beyin yanına gelerek evladım Hasan bir kızın dünyaya geldi. Allah bağışlasın, istersen bir haftalığına git gör.” Dedi.
Yüzbaşı Hasanın verdiği cevap oradaki tüm askerleri duygulandırdı. Hasan beyin kalbi vatana karşı fedakarlık ve feragat ile doluydu.
Kumandanım! Vatan daha mukaddes, kızımı görmeye gidemem. Bildirebilirseniz ismini Didar koysunlar!..
O gece bütün batarya ile birlikte yüzbaşı Hasan da şehit olmuştur. Evladını bir defa göremeden gözlerini hayata yummuş, Allah ve vatan uğruna canını feda etmiştir.
Çanakkale cengaver askerlerimizin canları mukabilinde bize sundukları müstesna bir mirastır. Bugün biz bu mirasın varisleriyiz. Ancak bu mirasa sahip çıkarken bir taraftan da Akif’in şu mısralarına kulak vermeliyiz.
Zannetme ki ecdadın asırlarca uyurdu,
Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu,
Üç kıtada yer yer kanayan izleri şahid,
Dinlenmedi bir gün o büyük şanlı mücahid!
Elhasıl Çanakkale çerçevesinde söylemeye çalıştıklarımız hususunda istiklal son sözü istiklal şairi merhum Akif’in şu manalı ifadelerine bırakıyoruz.
Gök kubbenin altında yatar al kan içinde,
Ey yolcu, şu topraklar için can veren erler,
Hakkın bu veli kulları taş türbeye girmez,
Gufrana bürünmüş yalnız Fatiha bekler!..
Ya rabbi! Bizleri o şanlı ecdada layık bir nesil eyle…
Bu mukaddes vatanı düşman ayakları altında çiğnetme!.. milletçe birlik beraberlik halinde senin rızanı yaşamaya cümlemizi muvaffak kıl.
Allah yar ve yardımcımız olsun
Selam ve dua ile.










YORUMLAR