28 şubat nedir? 1997 yılında Erbakan hocamızın başbakan olduğu dönemde milli güvenlik kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla irticaya karşı başlayan ordu merkezli post modern darbe sürecidir.
Yüksek rütbeli askerler tarafından dizayn edilen askeri hareketlilik Türkiye tarihinde bir kara leke olarak günümüze kadar gelmiştir.
Kadınların başörtüsü olduğu için okullara sokulmadığı, dini vecibelerini yerine getirmek isteyen insanların adeta kamusal alandan silindiği, var olan toplumsal düzeni korku ve tehlike mantığına endeksleyen kararların kağıda döküldüğü günün adıdır 28 Şubat.
Meclis kürsülerinden başörtülü vekillere bu kadına haddini bildirin diye bağıranların alkışlandığı gündü 28 Şubat. Dini istismar edenlerin başörtüsü füruattır diyerek ayeti hafife alan ve belki binlerce genç kızın açılmasına neden olan acı bir süreçtir 28 Şubat.
Ahh 28 Şubat ahh unutur muyuz o tarihi? asla. Sene 1998 resmi olmayan bir medresede talebeydik. Kurs resmi olmadığı için tahsil hayatımızı gizli saklı devam ettirmek zorunda kaldık. gündüz pencerede gazeteler vardı, gece perde yerine battaniye asardık, akşam olunca mum ışığında oturur ders yapardık, fetih ve rahman surelerini mum ışığında ezberledik. Hem çalıştık hem ağladık, ama yüreğimizde bir ihlas bir aşk bir muhabbet vardı. İhbar edilince bir gece apar topar başka bir eve taşındık, gece eşyaları taşırken su birikintilerinin içine düştük, tekrar ayağa kalktık yürüdük. Bir gün Hocam ailemi çok özledim bu çile neden? dedim. O da tebessüm etti başımı okşayarak sabret Sevr mağarasına gizlenen sevgili peygamberimizi hatırla, her şey davamız için, gün gelecek her şey güzel olacak inşallah, bu kadim dava bedel ödeyenlerindir dedi.
Gün o gündür hocamın davamız dediği o kadim davaya karşı derin muhabbet duydum. Dedim ki Ya Rab! fırsat ver, aydınlık günlere çıkalım, bu kadim davaya baş koyacağıma dair sana söz veriyorum.
Evet Elhamdülillah, Allah huzur dolu günler nasip etti. Artık her şey serbest, Ama üzücü olan bir şey var, millet rehavete kapılmış, hepimizde derin bir gaflet uykusu var.
Dün 28 şubat sürecinde bedel ödeyenlere; bugün dava bilinci siyasi görüş tarihi bakış açısı çok önemlidir dediğimizde: bunlar bizim için önemli değil diyorlar…
Tarih tekerrür ediyor olabilir, bu sözlerim unutulmasın, bu yaşadığımız dönem lale devri olabilir, biz bu rahat günlerin kıymetini bilmezsek Mevla bizi tekrar eski günlere çevirebilir Allah muhafaza.
O 28 şubat süreci dediğimiz dönem hanımefendilerin pileli tesettür giydiği dönemdi, o dönem üniversite kapılarından ağlayarak geri dönen 3 günlük fani ömrümde diploma için başörtümden vazgeçemem diyen imanlı inançlı kızların mücadele dönemiydi.
Şimdi ne oldu? Her şey serbest fakat adeta tesettürün, zihinlerin, ve kalplerin içi boşaltıldı. Manevi aşk, ve şuur zaafa uğradı. Tesettür tesettürlükten çıktı, hakiki manada Kur’ana ve sünnete uygun yaşayan insanların sayısı ne yazık ki azaldı. Hayatımızın her alanında Adaletsizlik, liyakatsizlik, torpil, rüşvet, riyakarlık, kibir, şımarıklık, şöhret, reklamcılık, benlik, yalan, iki yüzlülük, iftira, faiz, kumar, ve fuhuş hat safhaya çıktı. Maşallah sosyal medyaya baksan herkes molla gürani gibi alim, şeyhulislam gibi fetvacı, yaşantıya bakınca kuranla sünnetle alakamız yok. Kimse bu gidişata dur demiyor, Ayet soruyor.
(FE EYNE TEZHEBÜN) BU GİDİŞ NEREYE?
Son sözü Üstadımız Abdürrahim Karakoç söylesin.
BEDEN ÖLÜR ÇÜRÜR, CANA BAKIN SİZ,
KİM KİMİNLE YÜRÜR, ONA BAKIN SİZ,
BIRAKIN DÖNSÜN DÖNME DOLAPLAR,
HAKTAN HAKİKATTEN YANA BAKIN SİZ.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.










YORUMLAR