15 Temmuz; milletimizin yalnızca bir darbeyi değil, devletine uzanan işgal teşebbüsünü de imanıyla, iradesiyle ve cesaretiyle bertaraf ettiği tarihî bir dönüm noktasıdır. O gece Türk Milleti, bin yıllık devlet geleneğinin ve ebedî istiklal ülküsünün emanetçisi olduğunu bütün dünyaya bir kez daha ilan etmiştir.
Milletler, zor zamanlarda gösterdikleri dirayet kadar tarihe iz bırakırlar. 15 Temmuz gecesi, tankın karşısına inancını; silahın karşısına iradesini koyan Aziz Milletimiz, Devlet ile Millet arasındaki kopmaz bağı yeniden tahkim etmiş; hürriyetinden ve bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini açıkça göstermiştir.
Milletimiz, tarih boyunca karşılaştığı her büyük imtihanda olduğu gibi 15 Temmuz’da da kendisini var eden hakikati hatırlamıştır. Bu hakikat; Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan 15 Temmuz’a uzanan aynı ruhun, aynı istiklâl şuurunun ve aynı millî vicdanın çağımıza düşen nişanesidir. Aziz Milletimiz, tarih boyunca olduğu gibi o gece de kaderine başkasının hükmetmesine izin vermemiş, kendi istikbâline yine kendi iradesiyle sahip çıkmıştır.
Rabbimizin inayetiyle korkunun yerini cesaretin, tereddüdün yerini teslimiyetin, dağınıklığın yerini millî birlik şuurunun aldığı o kutlu gecede ortaya konulan irade, gelecek nesillere bırakılmış en kıymetli emanetlerden biridir.
Bu vesileyle; vatanı, bayrağı, devleti ve istiklâli uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizle birlikte, 15 Temmuz gecesinin kahraman şehitlerini rahmet ve şükranla yâd ediyor; kahraman gazilerimize sağlıklı ve huzurlu ömürler diliyorum.
Cenab-ı Allah, milletimize bir daha böyle ihanetler yaşatmasın; Devletimizi ve Aziz Milletimizi ilelebet payidar kılsın.
Bülten

