Çocuğumuzla En Son Ne Zaman Sohbet Ettik?

Aksaray’da 2022-2023 Eğitim ve Öğretim yılı 6 bin 700 öğretmen ve 92 bin öğrenci ile ilk zilin çalması ile başladı. 2022-2023 Eğitim ve Öğretim yılının başlaması ile Aksaray Valiliği İlköğretim haftası kutlama programı kapsamında Aksaray merkeze bağlı Karaören köyünde bulunan Karaören Ortaokulunda tören düzenledi.

Çocuğumuzla En Son Ne Zaman Sohbet Ettik?
13.09.2022 / 22:54 142

Törene Aksaray Valisi Hamza Aydoğdu, Ak Parti Milletvekili Cengiz Aydoğdu, Aksaray Belediye Başkan Vekili Yakup Kadri Perek, Aksaray Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayhan Özçiftçi, Aksaray İl Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal, Emniyet Müdürü Murat Kolcu, İl Jandarma Komutan Vekili Albay Hikmet Kaya İl Genel Meclis Başkanı Mehmet Tüzün. Ak Parti Merkez İlçe başkanı  Hamza Aktürk, Eğitim Birsen Başkanı Murat Günaydın, Türk Eğitim Sen Başkanı Ali Toprak, STK başkanları ve vatandaşlar katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan törende çocukların sergilediği folklor oyunu gösterileri büyük ilgi gördü. Törende konuşan Aksaray Valisi Hamza Aydoğdu törene katılan ailelere ve öğretmenlere sorular sorarak Değişimin anahtarı kalptedir. Kalp yönetilmez. Kalp birlikte çarpmayı, fark edilmeyi, önemsenmeyi ister. Çocuklarımıza yeni kuşak isimleri veriyoruz. X, Y, Z Kuşağı… doğrudur, yanlıştır, tartışılır. Ama doğru soru şu; Değişim çağının çocuklarını nasıl eğitmeliyiz ve bu çağın eğitimine aileler, öğretmenler ve okul olarak hazır mıyız? Artık ilkokul çocukları velilerine ‘beni okula yazdırırken benim fikrimi sordunuz mu’ diye sitem ediyor. Öğretmenlerimizin en büyük rolü de bu değişim sürecinin birer neferi olarak sorumluluk almalarıdır. Bizim kaybedecek tek bir çocuğumuz yok dedi.
Aksaray Valisi Hamza Aydoğdu sözlerine şöyle devam etti; Ülkemiz ve milletimiz için kendimize has, kendi kültürümüzü temel alan, tarihi mirasımızla başlayan yeni bir yol bulabiliriz. Büyük bir aile olduğumuza inanarak, samimiyetle şu soruları kendimize soralım. Okula gittiğimiz zaman, hangimiz çocuğumuzun notlarından önce arkadaşlarıyla ve çevreyle olan ilişkilerini, değerlerimize olan bağlılığını, kişiliğini, davranış kodlarını, yaşadığı topluma aidiyetini soruyoruz? Elbette akademik başarı olacak. Çocuklarımız dünya çocukları ile rekabet edecekler. Bunu talep etmekte hiçbir beis yok. Ancak, asıl sorun, acaba bu talebi çılgınlık haline getirip asıl sahip olması gereken değerleri ıskalıyor muyuz? Çocuklarımızın bir ayağı sevgi, saygı, ahlak, terbiye ile kendi topraklarına, değerlerine sabitlenmiş, diğer ayağı bilgi ile dünyayı gezmeli iken biz onları engelliyor, tek kanat ile uçmalarını mı istiyoruz? Değerlerinden kopmuş bu uçuşun sonucu nedir ve bize bir faydası var mıdır? Eğitim temel taşıyıcılarından biri de öğretmendir. Öğretmen de bunu belli bir disiplin silsilesi içinde yapar. Bizler, çocuklarımıza sunduğumuz sınırsız imkânlar, aşırı serbestlik ve koruma içgüdüsü ile acaba öğretmenlerimizin elini zayıflatıyor muyuz? Ölçüyü, dengeyi kaçırıyor muyuz? Disiplinin olmadığı yerde eğitim olabilir mi? Her türlü aşırılık ve akademik başarıya fazla odaklanma, bizi bir arada tutan ve bizi birbirimize bağlayan harcı zedelemez mi? Bu sorulara samimiyetle cevap verelim… Değerli veliler, eğitim öğretim için çocuklarımızın okullarında geçirdikleri süre, toplam eğitim öğretim için geçirdikleri zamanın sadece %10’u civarındadır. Zamanlarının %90’ını aileleri olan bizler, çevreleri ve arkadaşlarıyla geçiriyorlar. O zaman, şu sorulara içtenlikle cevap verelim. Çocuğumuzla en son ne zaman sohbet ettik? En son ne zaman elinden tutup, gözlerine bakarak ‘evladım sen bizim için değerlisin, iyi ki varsın’ dedik? En son ne zaman çocuğumuza tarihi, milli ve manevi değerlerimizi anlattık? Ne zaman yürüyüş yapıp, temiz havayı beraber soluyup, dertleştik? Kültür ve medeniyetimizi öğrenmenin olmazsa olmazımız olduğunu kalplerine ve ruhlarına nakşettik mi? Diye konuşan Aksaray Valisi Hamza Aydoğdu sözlerine;  Evet, eksiklerimiz var, sürekli şikâyet ediyoruz. Peki, bunların düzelmesi için biz ne yapıyoruz? İşte asıl cevabı verilmesi gereken soru bu. Biz bunların giderilmesi için ne yapıyoruz? Her bir çocuğumuzun özel yetenekleri var. Sınavlardan alınan sonuçlar her zaman gerçek başarıyı ölçmez. Başarıyı nerede aradığımızın kararını vermek zorundayız. Kendi üzerimize düşenleri yaptıktan sonra, öğretmenlerimize ders notlarından önce çocuğumuzun kişilik yapısı ve karakteriyle birlikte kazanımlarını sorduğumuz zaman değişim ve eğitim için en büyük adımı atmış oluruz. “Teşekkür ederim” ve “Özür dilerim” gibi temel öğretileri çocuklarımıza kazandırdığımız zaman problemlerin çoğunu geride bırakmış oluruz. Diplomaların kişilik ile eşdeğer olmadığını kabul ettiğimiz gün bazı problemlerin kendiliğinden ortadan kaybolduğunu görürüz. Çocuklarımızın mutluluğu başarılı olmalarından daha önemlidir. Onların kalbini ve ruhunu sevgi ile dolduralım. Akademik başarıya odaklanıp çocuklarımızın hayatla bağlarını kesmek yerine onların hayatla bağlarını güçlü kılıp bununla birlikte akademik başarıyı yakalamak daha doğru bir yol ve yöntemdir. Eğitim başta olmak üzere, milli meselelerde beraber hareket edebilmek, kollektif şuur, empati yeteneği, toplumsal bilinç gibi unsurlar paha biçilemeyecek ve bizi biz yapan değerlerimizdir.
Bizim endişemiz asla kaybettiğimiz maddi şeyler için olmamalı. Asıl endişemiz, kaybettiğimiz manevi değerlerimiz ve bunların yeniden inşası için olmalıdır diye konuşan Aksaray Valisi Hamza Aydoğdu;
Dünya değişiyor. Dünyada eğitim alanında meydana gelen değişimleri okuyan ülkeler öne geçiyor. Şunu kabul edelim. Bugün, bütün müfredatı yenilesek bile bir sene sonra eskiyeceği bir zamanda ve çağdayız. Değişimin anahtarı kalptedir. Kalp yönetilmez. Kalp birlikte çarpmayı, fark edilmeyi, önemsenmeyi ister. Çocuklarımıza yeni kuşak isimleri veriyoruz. X, Y, Z Kuşağı… Doğrudur, yanlıştır, tartışılır. Ama doğru soru şu; Değişim çağının çocuklarını nasıl eğitmeliyiz ve bu çağın eğitimine aileler, öğretmenler ve okul olarak hazır mıyız? Artık ilkokul çocukları velilerine ‘beni okula yazdırırken benim fikrimi sordunuz mu’ diye sitem ediyor. Öğretmenlerimizin en büyük rolü de bu değişim sürecinin birer neferi olarak sorumluluk almalarıdır. Bizim kaybedecek tek bir çocuğumuz yok. Bu kuşak özel bir kuşak, onları iyi anlamalıyız. Göz teması isteyen, wi-fi bağlantısı yerine kalp bağlantısını önemseyen, aynı hizada durmak isteyen bir nesil. Hatta bazen, bizim yetişemediğimizi görüp önümüzde yürümek isteyen bir nesil. Eğer biz bu nesli anlamaz, kalplerine giremez, onları değerli hissettirmez isek onları eğitmemiz mümkün değil. Değerli veliler, kıymetli öğretmen arkadaşlarımız, onun için biz de değişmeliyiz, değişmeliyiz, değişmeliyiz. Unutmayalım ki biz değişmedikçe çocuklarımız da öğretmenlerimiz de sistem de değişmez diye konuştu.
Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu ise yaptığı konuşmasında; yeni eğitim ve öğretim yılının bir köy okulunda başlatılmasının kendisini çok heyecanlandırdığını böylesine anlamlı bir dönemin ilk gününde öğrencilerle birlikte olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. 
Milletvekili Aydoğdu eğitim hayatının çok önemli olduğunu belirterek; “Biz çocuklarımızı yetiştirirken olmak istediğimiz değil, çocukların dünyasına göre onların kurmak istediği dünyaya göre çocuğun önünü açalım. Kendi dünyasını hayal etmesini müsaade edelim “dedi.
Haber: Yaşar Karatay


Yorum Ekle
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.