ÇİFTÇİYE VERİLEN DESTEKLER, UN SANAYİSİNİN BAŞARISINI ARTIRIR

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla buğdayın anavatanı Türkiye’de buğday ekim alanlarının arttırılmasının önemine dikkat çeken Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, hammadde üretimindeki gücün un sanayicilerini dış piyasada da daha güçlü hale getireceğini belirtiyor.

 ÇİFTÇİYE VERİLEN DESTEKLER, UN SANAYİSİNİN BAŞARISINI ARTIRIR
11.05.2021 / 08:36 263

Türkiye’nin 8 yıldır dünya ihracat şampiyonu olmasını sağlayan un sanayisinin tarihi, Anadolu’da yazıldı. İnsanlık tarihini değiştiren Şanlıurfa’daki Göbeklitepe, ilk buğdayın, ilk çiftçinin, ilk unun ve ilk ekmeğin ortaya çıkmasına sahne olmuştur. Ülkemiz, dünyada buğdayın ilk yetiştirildiği topraklardır ve tahıl üretimimizin yüzde 60’ını buğday oluşturmaktadır. “Toprağın hediyesi buğday, çiftçinin emeğiyle hayat bulurken, sanayicilerin de ihracatla Türkiye bayrağını dünyaya taşımasını sağlamaktadır. Bugün tam 164 ülkeye un ihracatı gerçekleştiren ve ülkenin kasasına 1 milyar doların üzerinde gelir girmesini sağlayan sektörümüz, bir başka deyişle dünyayı beslemektedir. Ne de olsa dünya nüfusunun yüzde 90’ı, Türk unu tüketmektedir. Başarımız bizi; ABD içinde 10 ve global ölçekte 4 direktörlük olmak üzere toplam 14 bölgeden oluşan, 123 yıllık Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçılar Birliği Avrasya Bölge Başkanlığı’na taşıdı. Toplam nüfusları 2 milyarı aşan ve toplam 7,1 trilyon Dolar ekonomik büyüklüğü bulunan, 32 ülkeden oluşan dünya buğday üretiminin yüzde 30’unu ve dünya un ihracatının yüzde 55’ini temsil eden Avrasya Bölgesinin başkanlığını üstleniyoruz. Bu da Türkiye’nin buğday ve un piyasaları açısından ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.” açıklamalarında bulunan TUSAF Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, dünya un piyasasındaki güçlü konumumuzu lehimize kullanabilmemiz için buğday ekim alanlarının arttırılması gerektiğini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: “Kendi buğdayımızdan daha fazla üretip toplam tüketimimizde yerli buğdayımızın payını maksimum düzeye çıkarmalıyız. Bu sayede çiftçilerimiz daha fazla kazanırken, un sanayimiz tamamen iç pazardan elde ettiği hammadde ile ihracatını gerçekleştirecek ve gerçekleşen ihracat ile ekonomimize daha fazla döviz kazandırmış olacağız.”
Buğday üretimi arttırılmalı
Türkiye’nin 2020 yılında 9 milyon 750 bin ton buğday ithalatına karşılık bisküvi, un, makarna gibi ürün gruplarında ihracat gerçekleştirerek önemli başarıla imza attığının altını çizen Ulusoy, un ihracatının ise 3 milyon ton olduğunu belirtiyor. “Türkiye her yıl 19-21 milyon ton arasında buğday rekoltesi gerçekleştirmektedir. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Dünya Hububat ve Bakliyat Raporuna baktığımız zaman dünya buğday üretiminin 2020/21 sezonunda yüzde 1,4 artışla 773 milyon ton, 2021/22 sezonunda da dünya buğday üretiminin yüzde 3 artarak 790 milyon ton olması öngörülüyor. Buğdayın pandemi nedeniyle yeniden stratejik bir ürün olarak ön plana çıkması, buğdaya ilgiyi yeniden arttırdı. Ülkemizde ise son 2 senedir, buğdaya enflasyonun neredeyse 2 katı oranında artış verilmesi, buğday ekim alanlarındaki daralmayı durduracaktır. Çiftçimizin buğdaydan elde ettiği geliri artırarak, ekim alanlarının genişlemesini sağlayacaktır. Buğday ülkemiz için un ve ekmeğin hammaddesi olduğundan stratejik öneme sahiptir.” diyen Ulusoy, fiyat artışıyla stratejik ürün olan buğdayın üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanabileceğini ifade etti. Verilen fiyat artışıyla Türkiye’deki buğday fiyatlarının dünya fiyatlarının üstüne çıktığını belirten Ulusoy, buğdaya verilen fiyat artışının buğday üretimini artırıp ithalatı düşüreceğini de sözlerine ekledi. Buğday üretiminin artmasının un sanayicisi açısından da olumlu bir gelişme olduğunun altını çizen Ulusoy, “Hammadde üretimindeki artış, sanayicimizi dış piyasalarda daha güçlü hale getirecektir.” dedi.
Lisanslı depoculuk çiftçiyi koruyor
Gerek işletmeci tarafında gerekse kullanıcılar yani çiftçiler tarafında teşviklerin sağlanması, sistemin sağlam temellere oturması ve uzun vadede ülke ekonomisi ve tarımına büyük avantajlar sunması açısından hayati önem arz eden lisanslı depoculuk hakkında da bilgi veren Dr. Eren Günhan Ulusoy, “Lisanslı depoculuk, dünyanın birçok ülkesinde oldukça gelişmiş sistem örneklerinin bulunduğu ve hem faaliyette bulunduğu bölgeye hem de ülke ekonomisine oldukça fayda sağlayan, ‘hububat barajı’ tabiriyle çok güzel anlatılan önemli bir sektördür. Türkiye için sistemin temellerinin geç atıldığını gözlemlesek de şu anki gelişim hızı tatmin edici düzeydedir. Lisanslı depoculuk, ürünlerin fiyat dalgalanmasını kontrol altına almada önemli bir rol oynamaktadır. Lisanslı depoculuk, üretimi ve depolamayı izlenebilir hale getiriyor. Lisanslı depolar kurmak için yapılan başvurular 16 milyon tona ulaşırken, lisans alan kapasite 7 milyon ton olmuştur.” açıklamalarında bulundu. Haber Bülteni


Yorum Ekle
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.