Kişi başı emisyonlar artış eğiliminde
Kişi başına düşen sera gazı emisyonu da yükselişini sürdürdü. 1990 yılında 4,2 ton CO₂ eşdeğeri olan kişi başı emisyon, 2023 yılında 6,5 tona, 2024 yılında ise 6,8 tona çıktı. Bu artış, nüfus ve ekonomik faaliyetlerdeki büyümenin çevresel etkisini gözler önüne serdi.
Enerji sektörü açık ara ilk sırada
Sektörel dağılıma bakıldığında, 2024 yılında toplam emisyonların %71,8’i enerji sektöründen kaynaklandı. Enerji sektörünü %12,9 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, %12,6 ile tarım ve %2,6 ile atık sektörü izledi.
Enerji kaynaklı emisyonlar 1990 yılına göre %192,3 gibi yüksek bir artış gösterirken, sadece son bir yılda %5,6 artarak 419,9 milyon ton CO₂ eşdeğerine ulaştı. Endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı kaynaklı emisyonlar ise 1990’a göre %227,6 artış göstererek 75,7 milyon ton seviyesine çıktı.
Tarım sektöründe emisyonlar 2024 yılında 73,5 milyon ton olarak hesaplanırken, bu alanda 1990’a göre %41,8’lik bir artış kaydedildi. Atık sektörü emisyonları ise 15,4 milyon ton ile toplam içindeki en düşük paya sahip olmasına rağmen, uzun vadede %49,7 artış gösterdi.

CO₂ emisyonlarında enerji sektörü belirleyici
Toplam karbondioksit (CO₂) emisyonlarının %85,9’u enerji sektöründen kaynaklandı. Bu oran içinde özellikle enerji üretimi ve dönüşüm süreçleri önemli bir yer tuttu. Endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı sektörünün payı %13,7 olurken, tarım ve atık sektörlerinin payı oldukça sınırlı kaldı.
Metan ve diazot monoksitte tarım öne çıkıyor
Metan (CH₄) emisyonlarının %62’si tarım sektöründen kaynaklanırken, bunun büyük bölümünü hayvancılıkla ilişkili enterik fermantasyon oluşturdu. Enerji ve atık sektörleri ise metan emisyonlarında daha düşük paylara sahip oldu.
Diazot monoksit (N₂O) emisyonlarında da benzer bir tablo görüldü. Toplam emisyonların %77,8’i tarım sektöründen kaynaklanırken, özellikle tarımsal toprak kullanımı bu alanda belirleyici oldu.
Genel tablo: Artış sürüyor
TÜİK verileri, Türkiye’de sera gazı emisyonlarının hem kısa vadede hem de 1990’dan bu yana güçlü bir artış eğiliminde olduğunu ortaya koydu. Özellikle enerji sektörünün toplam emisyonlar içindeki yüksek payı, enerji üretimi ve tüketiminde dönüşüm ihtiyacını bir kez daha gündeme getirdi. Tarım ve sanayi sektörlerindeki artışlar ise sürdürülebilir üretim politikalarının önemini gözler önüne serdi.
Haber Merkezi
