Verilere göre, düşük eğitim seviyesine sahip bireylerde beklenen yaşam süresi daha kısa olurken, ortaöğretim ve yükseköğretim mezunları arasında bu sürenin belirgin biçimde arttığı görüldü. TÜİK’in detaylandırdığı yaş gruplarında, 30 yaşındaki bireyler için yapılan hesaplamalar özellikle dikkat çekici. Ortaöğretim altı eğitim düzeyindeki bireylerle yükseköğretim düzeyindekiler arasında yaklaşık 5 yıllık bir fark tespit edildi. Bu durum hem kadınlar hem de erkekler için geçerli olmakla birlikte, kadınların genel yaşam süresi avantajı devam ediyor.
TÜİK’in çalışmasında bir diğer önemli veri ise “sağlıklı yaşam süresi” oldu. Bu kavram, bireyin sağlık sorunları nedeniyle günlük hayatında kısıtlanma yaşamadan geçireceği ortalama yılı ifade ediyor. Türkiye’de doğuşta sağlıklı yaşam süresi ortalama 57,6 yıl olarak hesaplandı. Erkekler için bu süre 58,9 yıl olurken, kadınlarda 56,3 yıl olarak belirlendi. Böylece erkeklerin kadınlardan ortalama 2,6 yıl daha uzun süre sağlıklı yaşam sürdüğü görüldü.
Kadınların genel yaşam süresi erkeklerden daha uzun olsa da, sağlıklı olarak geçirilen yıllar açısından tablo tersine dönüyor. Uzmanlar bu durumu, kadınların kronik hastalıklarla daha uzun süre yaşamaları ve yaşlılık döneminde daha fazla sağlık sorununa maruz kalmalarıyla açıklıyor.
Sonuçlar, Türkiye’de hem sağlık hem de eğitim politikalarının yaşam kalitesi ve süresi üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. TÜİK’in açıkladığı bu veriler, özellikle sağlık eşitsizliklerini azaltmaya ve eğitime erişimi artırmaya yönelik çalışmaların önemini bir kez daha vurguluyor.
Haber Merkezi

