Aynı adı taşıyan köyün yaklaşık 3 km doğusunda bulunan kervansaray, Anadolu Selçuklu dönemine ait mimari ve süsleme özellikleriyle tarih araştırmacılarının dikkatini çekiyor.
Kervansaray, sağ ve solda yedişer bölümden oluşan bir yapıya sahip olup, tonozlu kubbeleri ve gözetleme kulesiyle döneminin önemli konaklama tesislerinden biri olarak işlev görmüştür. Yapının girişinden itibaren iki tarafta derinlemesine 6 sıra halinde yer alan toplam 24 taş ayak, yarım daire kemerlerle birbirine bağlanmaktadır. Yapı, moloz taşla yığma olarak inşa edilip düzgün kesme taşlarla kaplanmıştır.
Özellikle taç kapısındaki süslemeler, dönemin sanat anlayışını yansıtıyor. Taç kapının dışındaki sade şeridin ardından, ikinci şeritte zigzag motifleri ve iç içe iki sekizgenin oluşturduğu küçük yıldız motifi dikkat çekiyor. Ayrıca, kapının sağında bulunan kitabede, kilit taşı hizasında yer alan tek başlı, çift gövdeli aslan figürü önemli bir süsleme unsurudur.
Kervansarayın yapılış tarihi kitabede net olarak belirtilmemekle birlikte, süsleme ve tarihsel kaynaklar 12. yüzyıl sonları ile 13. yüzyıl başlarına işaret ediyor. Tarih boyunca kaç kez onarıldığı bilinmese de yapının büyük oranda harap olduğu görülüyor.
Bölgedeki en büyük sorunlardan biri, modern karayolunun kervansarayı ikiye bölerek ortasından geçmesidir. Bu durum yapının korunmasını zorlaştırırken, rüzgar ve nem gibi doğal etkiler de kalıntıların hızlıca bozulmasına neden oluyor. Zamanla yıkıntılar zemini doldurmuş ve yapının bir kısmı görünmez hale gelmiştir.
Fatma Altınok

