2019-2020 adli yıl açılış merasiminde konuşanaksaray barosu başkanı av. r. erhan toprak;
“yeni adli yıla çözüm bekleyen birçok sorunla birliktemerhaba diyoruz. sorunları ve eleştirilerimizi ortaya koymadan önce özellikleşunu belirtmek istiyorum; barolar, kamu kurumu niteliğinde meslekkuruluşlarıdır. anayasa hukuku doktrininde de baskı grupları arasında kabuledilirler. baskı grubu nedir? baskı grupları, çoğulcu demokrasiyi benimsemiş veözümsemiş olan devletlerde siyasal iktidarları kendi faaliyet alanlarıdâhilinde sorgulayan, eleştiren, onlara telkin ve tavsiyelerde bulunankuruluşlardır. yani, demokrasiyi sadece seçimden seçime sandıkta oy vermektenibaret olmaktan çıkarıp, katılımcı demokrasinin tesisi adına tabiplerintabipler birliği eliyle, avukatların barolar eliyle, iş adamlarının ticaret vesanayi odaları eliyle, işçilerin ve memurların sendikalar eliyle, isminisayamadığımız daha birçok meslek mensubunun ve vatandaşlarımızın dernekler,kooperatifler ve birlikler eliyle devletin yönetilmesinde dolaylı da olsa sözsahibi olmalarını sağlayan demokrasi enstrümanlarıdır. dolayısı ile barolarında bu baskı gruplarından birisi olması hasebiyle, yapmış olduklarıeleştirilerin, tavsiyelerin ve açıklamaların katılımcı demokrasinin bir gereğiolarak kabul edilmek zorunda olduğu, yapılan her eleştiriye karşı “siyasetyapacaksan cüppeni çıkart” anlayışı ile mukabele edilmemesi gerektiğikanaatindeyiz. katılımcı demokrasi anlayışının egemen olabilmesi için bunuelzem görüyoruz.
ancakelbette ki barolar olarak bizlerin de öz eleştiri yaparak, sözümüzün dahadeğerli ve samimi olması adına, salt mesleki alan içerisinde ve hukukunüstünlüğü ile insan hakları temelinde hareket etmemiz gerektiğinin de altınıçiziyoruz. ortaya koyduğumuz ve koyacağımız tespitlerin de bu anlayış ileyapıldığının bilinmesini istiyoruz.
avukatlarolarak en öncelikli ve en büyük sorunumuz, maddi problemler olarak karşımızdadurmaktadır. daha çok stajyer ve genç meslektaşlarımız gibi görünse de hemenhemen tüm yaş grubundaki meslektaşlarımıza sirayet etmiş olan geçim sıkıntısı,işsizlik, asgari ücretin altına çalışmaya zorlanma, sgk primlerininödenememesinden dolayı sağlık hizmetlerinden yoksunluk, emeklilik dönemindeasgari ücret düzeyinde alınan maaşlar, verilen onca emeğin ve harcanan yıllarınsonunda yaşanan düş kırıklıkları… tüm bunların sonunda da derin ruhsalçöküntüler ve intiharlar…
buacı tablo karşısında hukuk fakültesi kontenjanlarının düşürülmesi amacıyla“yargı reformu stratejisi” ortaya konulurken halen hukuk fakültelerininaçılmaya devam edilmesi bizler için başka bir hayal kırıklığı olmuş ve bustrateji belgesinin avukatların sorunlarını çözmekten uzak olduğunu ortayakoymuştur. türkiye’deki hukukçu sayısının kabul edilebilir seviyelerin çok çoküzerinde olduğu bu tablo karşısında en azından sayının stabil hale getirilmesigerekmektedir. kangrene dönüşmüş olan bu yaranın pansumanla iyileşmeyeceğiaçıkça ortadadır. Çözüm, eğitim-istihdam işbirliğinin süratle sağlanarakihtiyaç kadar hukuk fakültesi dışındaki fakültelerin kapatılmasıdır.
arabuluculuksisteminde, tarafların telekonferans şeklindeki keyfi bir uygulama ilegörüştürülmelerinin sağlanması ve imzaların huzurda atılmamasının, uygulamadasahteciliğe kadara varacak ciddi sorunlara yol açacağı muhakkaktır.
devletmemurları kanunundaki yasağa rağmen uzlaştırmanın memurlar eliyle yapılması,uzlaştırıcıların hukuk fakültesi mezunu olmalarına gerek bulunmaması,uzlaştırıcıların yoğunlukla adliye kâtipleri ya da polis olması durumundavatandaşların üzerinde psikolojik olarak baskı oluşması, bir belediyeçalışanının dahi uzlaştırıcılık yapabiliyor olması, uzlaştırıcılıkmüessesesindeki tespit edebileceğimiz olumsuzluklardır.
alternatifçözüm yolları adı altında arabuluculuk ve uzlaştırıcılıkla ilgili uygulamadakiolumsuzlukları ortaya koymuş olmakla birlikte, esasında bu müesseselerinvarlığını hukuk sistemimiz içerisinde doğru bulmadığımızı belirtmek isterim.zira devletin üç ana erkinden biri olan yargı erkinin bağımsız mahkemelereliyle yürütülmesi bizce hayati bir husustur. bu anayasal görevin mahkemelerdışındaki birimlere, kuruluşlara ya da şahıslara devredilmesi daha büyükproblemlerin doğmasına sebep olabilecektir. alternatif çözüm yollarınaaktarılan kaynağın, yargı sistemi içerisindeki problemler ile personel vehâkim-savcı istihdamına harcanması durumunda daha etkin sonuçlaralınabileceğine inanıyoruz.
cmkvekâlet ücretlerindeki angarya derecesindeki adaletsizliğin de süratlegiderilmesini bekliyor, cmk avukatlığının adeta bir formalite haline dönüşmüşolması karşısında bu sorunun çözümü için tüm yetkili kurumlarla iş birliğinehazır olduğumuzu da belirtmek istiyorum.
cİmeruygulamasının amacından çıkıp, yersiz şikayet ve ihbarlarla yargı üzerindebaskı aracına dönüşmesi, bir kısım kötü niyetli bürokratik çevrelerin ve kötüniyetli medya gruplarının bilinçli olarak yaptıkları karalama, şikayet vesaldırıları karşısında yargı mensuplarının sahipsiz bırakılması, hâkimlik vesavcılık teminatının sembolik hale geldiğinin üzücü göstergeleridir.
Örnekolarak saydığımız ve daha onlarcasını sayabileceğimiz sorunların çözümü içinavukatların, hâkimlerin, savcıların, adliye personellerinin, iktidarın,muhalefetin, bürokrasinin kısacası tüm müesseselerin birlikte hareketedebilmesi gerekmektedir. bu bağlamda ülke olarak hepimizin, ama özellikle bizhukukçuların hiçbir makam ve mevki gözetmeden, hiçbir güce, cemaate, mezhebe,ideolojik gruba bakmadan hiçbir şeyden korkmadan ve çekinmeden evrensel hukuktemelinde görevimizi ifa etmemiz gerekmektedir.
bu duyguve düşüncelerle tüm yargı camiamızın yeni adli yılını tebrik ediyor, yeni adliyılın ülkemize öncelikle adalet, barış ve birliktelik getirmesini diliyorsaygılar sunuyorum” dedi.

