Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Eğitim sistemi hakkında eğitimciler düşüncelerini paylaştı: 4+4+4 sistemi uygun mu?

Katılımcıların Büyük Çoğunluğu Sürenin Kısaltılmasını İstiyor

Katılımcıların Büyük Çoğunluğu Sürenin Kısaltılmasını İstiyor

Eğitimciler, Eğitim sistemi hakkında düşüncelerini açıkladı!

 

“4+4+4 Zorunlu Eğitim Sistemi”ne Yönelik Kapsamlı Araştırma Sonuçlandı:

Katılımcıların Büyük Çoğunluğu Sürenin Kısaltılmasını İstiyor

 

Eğitim-Bir-Sen Aksaray Şube Başkanı Murat Görmez, Türkiye genelinde 36 binden fazla katılımcıyla gerçekleştirdiği saha araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırmada öğretmen, öğrenci, veli ve yöneticilerin büyük kısmı 12 yıllık zorunlu eğitimi uzun bulurken, daha esnek ve modüler bir sistem talep edildi.

 

 

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) tarafından Türkiye genelinde gerçekleştirilen ve zorunlu eğitim sistemine yönelik sahadaki deneyimleri kapsamlı biçimde analiz eden araştırmanın sonuçları kamuoyuna açıklandı.

 

Aksaray Şube Başkanı Murat Görmez’in de katılımıyla duyurulan araştırma, “4+4+4” olarak bilinen mevcut 12 yıllık zorunlu eğitim sisteminin öğretmenler, okul yöneticileri, lise öğrencileri ve veliler nezdindeki karşılığını gözler önüne serdi.

 

Araştırmaya 36 Bini Aşkın Katılım

 

81 ilde yürütülen araştırmaya 17.762 öğretmen, 7.034 okul yöneticisi, 5.415 lise öğrencisi ve 5.907 veli olmak üzere toplam 36.118 kişi katıldı. Katılım oranları, Türkiye’nin coğrafi yapısı ve nüfus dağılımına göre dengelendi.

 

Zorunlu Eğitim Süresi Uzun Bulunuyor

 

Katılımcıların büyük çoğunluğu, mevcut 12 yıllık zorunlu eğitimin süresinin kısaltılması gerektiğini düşünüyor:

-Öğretmenlerin %93,8’i

-Yöneticilerin %97,1’i

-Öğrencilerin %78,5’i

-Velilerin %78,8’i

bu görüşü paylaştı.

 

Eğitim süresinin daha da uzatılmasını savunanların oranı ise tüm gruplarda %2’nin altında kaldı.

 

İŞ DÜNYASIYLA UYUM YOK

 

Araştırmada, zorunlu eğitim süresinin toplum ve iş hayatının beklentilerini karşılamadığı görüşü de öne çıktı.

-Öğretmenlerin %87,8’i

-Yöneticilerin %93,1’i

-Velilerin %71,6’sı

zorunlu eğitimin ara eleman ihtiyacını karşılamada yetersiz olduğunu belirtti.

 

Okul Terki Riski Artıyor

 

Sistemin uzunluğu nedeniyle öğrencilerin eğitimden kopma riski taşıdığı da araştırma sonuçlarında vurgulandı. Bu görüş, öğretmenlerin %70’i, yöneticilerin %78,9’u, öğrencilerin %67,2’si ve velilerin %52,6’sı tarafından dile getirildi.

 

LİSE SON SINIF YENİDEN YAPILANDIRILMALI

 

Araştırmada lise son sınıfın işlevsizliği de dikkat çekti.

-Öğretmenlerin %83,6’sı

-Yöneticilerin %84,7’si

-Öğrencilerin %75,9’u

-Velilerin %47,3’ü

lise son sınıfın yapısının değişmesi gerektiğini düşünüyor. Ayrıca, katılımcıların büyük çoğunluğu bu yılın üniversite hazırlık ya da kariyer planlama yılı olarak yapılandırılmasını öneriyor.

 

YENİ LİSE MODELLERİNE YOĞUN DESTEK

 

Araştırmada lise için en fazla destek gören modeller:

-2+2 Modeli (2 yıl zorunlu + 2 yıl isteğe bağlı): Öğrencilerde %38,9, öğretmenlerde %34,5 destek.

-3+1 Modeli (3 yıl zorunlu + 1 yıl isteğe bağlı): Öğrencilerde %31,4, öğretmenlerde %18 destek.

 

“4 yıl zorunlu lise” modeline destek ise oldukça düşük seviyede kaldı.

 

EĞİTİM-BİR-SEN’DEN AÇIKLAMA: “YENİ YOL HARİTASI ŞART”

 

Eğitim-Bir-Sen, bu araştırma sonuçlarının yalnızca eğitim süresi değil, içerik ve yapı açısından da sistemin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini vurguladı.

 

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

 

“Zorunlu eğitim süresi, toplumun beklentileri ve hayatın gerçekleriyle uyumlu hale getirilmeli; esnek ve modüler yapıya sahip ortaöğretim modelleri üzerine çalışmalar yapılmalı; mesleki yönlendirme ortaokuldan itibaren sistematik hale getirilmelidir.”

 

Sendika, araştırmanın eğitim politikasında karar alıcılara yol göstermesi temennisinde bulundu. *Haber Bülteni

Temiz Ekran Hareketi 81 İlde Aksaray’da da eş zamanlı yapıldı.
Sıradaki Haber Tüm Türkiye Aynı Anda Tek Ses Oldu: Çocuklarımızı Ekranlardan Kim Koruyacak?