Dünya kurulalı Hz Âdem’den bugüne kadar hak ile batıl hep mücadele etmiştir.
Bir kabil vardı, hırsıyla kardeşini öldüren,
Bir de Habil vardı, çığır açan hala iyiliği sürdüren,
Bir nemrut vardı, Allah düşmanı namı zelil,
Bir de İbrahim vardı… Allah dostu namı Halil.
Bir firavun vardı, zulmüyle tanınan,
Bir de Musa vardı, onun karşısında duran,
Bir Ebu cehil vardı, nasipsizlerin nasipsizi,
Bir de Muhammedül Emin vardı iki cihanın gür sesi,
Zalim nemrut Halil İbrahimi yakmak için ateş tutuşturdu.
Orada bir karınca küçücük ağzıyla ateş sönsün diye su taşıyordu. Ve dua ediyordu,
Ağzımda bir damla su ile ben nahif karınca,
YA RAB
Damlayı derya yap, ben ateşe varınca.”
Küçücük bir karıncanın bile bir çabası bir duası bir safı var.
Biz Müslümanların da her daim bir safı olmalı, o saf sık sağlam bir ve beraber olmalı.
Yaşadığımız son asırlarda dünya büyük zulümlere şahitlik yapmakta, kelimelerin kifayet etmeyeceği kadar canlar yakıldı,
kalemin titreyerek yazamayacağı kadar Müslüman kanı aktı. Hala da bu kan akmaya devam ediyor.
İslam ülkeleri bir ve beraber olsalardı bugün bu acı bu gözyaşı olmayacaktı.
Ama biz ne yazık ki İslam alemi olarak İslam birliğine sahip olamadık, safı sık tutamadık, dağıldık, İslam dünyasının yeniden güçlenmesinin çaresi İslam birliğinin kurulmasıdır. Bu birlik bu güç sağlanmadığı sürece İslam coğrafyalarına kurulan tuzaklar bitmeyecek, ümmet coğrafyası asırlardır olduğu gibi kan ile sulanmaya devam edecektir.
Yüce Allah hayat rehberimiz Kur’an’ı kerimde şöyle buyuruyor.
Ey inananlar Allahtan korkun, hak davasına sağlam duran sadıklarla doğrularla birlikte olun. Tevbe suresi 119. Ayet.
Birbirinizle çekişmeyin, sonra gevşersiniz, gücünüz devletiniz elden gider. Enfal suresi 46. Ayet.
İslam aleminin huzur ve refah dolu günlere kavuşması duasıyla.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.

