Program kapsamında konuşma yapan Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alpay Arıbaş” Bağımlılıkla mücadele konusunda neler yapabilir hep araştıran bir üniversiteyiz. Aslında elbette üniversitelerin görevi bu. Ülkemizin geleceğini yarınlara hazırlayan kurumlarız bizler. En iyi eğitimi vermek bizim görevimiz ama bunu yaparken de öğrencilerimizin sağlığını korumak bizim sorumluluklarımız arasında. Bağımlılığa kapılmamasının mümkün olması için bu durumun nasıl meydana geldiğini ve bu durumun ne gibi olumsuzluklara yol açtığının çok iyi ortaya konulması gerekir. Eğer bunu başarırsak zaten büyük bir adım atmış oluruz. Bizlerin görevi hangi ortamlar bağımlılıklara zemin hazırları ortaya koymaktır. Yasaklarla bağımlılığın önüne geçilmesi mümkün değildir. Tabii ki yasaklar olmalıdır ve bağımlılığın önlenmesi konusunda mutlaka olması gerekendir ama sadece bunlara güvenerek mücadele etmek başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Oluşan bağımlılıktan nasıl kaçınılabilir bunu da konuşmak lazım. Bağımlılığa yakalanan gençlerin veya insanları farklı meşgalelere yönelik mutlaka çalışmalar yapılmalıdır. Biz Aksaray Üniversitesi olarak başta bağımlılıkla mücadele merkezi olmak üzere çalışmalarımız devam etmekte. Gençlerimizi spora yönlendirmeye yönelik çalışmalar yapmaya çalışıyoruz. Üzerimize düşeni üniversite olarak yapmaya çalışıyoruz ve yapacağız.” sözlerine yer verdi.

Program kapsamında konuşma yapan Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, “Biz bulunduğumuz noktadan baktığımızda orta ya da üst düzey ekonomik durumun, iyi komşuluk ilişkilerinin , suç işleme oranının azalması gibi durumların, okulların gençlere kendini gerçekleştirme imkanı vermesinin, iyi bir sağlık hizmetleri temininin, ebeveynlerin öğrenmesini destelenmesi, güçlü akraba ve evlilik ilişkilerinin olmasının önemli olduğunu biliyoruz. Suç şebekeleri de genç yaştaki çocukları önce kullanıcı sonra satıcı pozisyonuna çekerek kolaylıkla gençlerimize ulaşabiliyorlar. Gelir düzeyi çok düşük bölgelerde yaşamak da bu durumu artırıyor. Suç işlenen bir bölgede yaşıyor olmak da riski artırıyor. Çok baskıcı aileler de öte yandan bu sebep olabiliyor. Elbette erken dönemde bunları tespit etmek ve topluma yeniden kazandırmak oldukça önemli. Özellikle alkol ve uyuşturucu da bağımlı olmuş kişilerin rehabilitasyon ile yenide topluma kazandırılması gerekiyor. Toplumdan en az 2 kişiden birisi tütün ürünlerini kullanmayı denemiş. İlk yaş ise 17. Her beş erkekten üçü, her 3 kadından bir tanesi de tütün kullanmayı denemiş ve kullanımı söz konusu. Her 4 ya da 5 kişiden en az biri alkol kullanmayı denemiş durumda. Şu an Türkiye’de büyük bir metamfetamin riski söz konusu. Uyuşturucu kullananların halen yüzde 10’u üniversite öğrencisi. Kendi ülkemize özgün bir modelle bağımlılıkla mücadele etmekteyiz. Örnek alan değil örnek olan bir konumdayız. Bu mücadelede de başarılı olacağımıza inanıyorum. Toplum da bu konuda mücadeleye çok önem veriyor. Bilimsel bir yolda bu sürece devam etmemiz gerekiyor. Bağımlı olnumayan bir 2026 yılı diliyorum hepinize.” sözlerine yer verdi.
Programın devamında konuşan Yeşilay Genel Başkanı Doç.Dr.Mehmet Dinç, bağımlılığın bireysel bir sorun olmanın ötesinde aileyi ve toplumu etkileyen çok boyutlu bir mesele olduğunu ifade etti. Üniversitelerin bu süreçte bilimsel bilgi üretme, farkındalık oluşturma ve gençleri koruyucu çalışmalarla destekleme açısından kritik bir görev üstlendiğini belirten Dinç, akademik çalışmaların sahadaki uygulamalarla birleşmesinin önemine dikkat çekti.
Dinç, sözlerinin devamında “Bir insanın başına gelebilecek en kötü şey bağımlılıktır. Bağımlılık, bir toplumun başına gelebilecek en kötü şeydir. Kişinin itibarını yerle bir etmesi ve en sevdiklerinden uzaklaşması ve belki de zarar verir hale gelmesine sebep oluyor ve nihayetinden kendinden ve yeteneklerinden vaz geçmesine sebep oluyor. Daha az zararlısı yok hepsi çok zararlı, hepsi tolere edemeyeceğimiz büyük bir felaket. Karşımızda çok büyük bir endüstri var. Bu endüstri büyük bir azimle çalışıyorlar. Biz daha cesur olmazsak başarılı olamayız. Daha sorumluluk sahibi hissetmezsek başarılı olamayız.”
Program kapsamında yapılan sunumlar ve değerlendirmelerde, bağımlılık türleri, risk faktörleri ve önleyici çalışmalar ele alındı. Akademisyenler, özellikle genç nüfusun korunmasına yönelik üniversite temelli projelerin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti. Etkinlik, soru-cevap bölümü ve karşılıklı görüş alışverişiyle sona ererken, üniversiteler ile sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde ortak bir irade ortaya kondu.
Ağustos Gerçe

