ALLAH RIZASI DENİNCE AKAN SULAR DURULUR


Fatma BİLGİÇ

Fatma BİLGİÇ

07.04.2021 / 11:15


Bazen hayat yolunda yürürken kendimi yorulmuş bir yolcu gibi hissediyorum. Trafik misali kırmızı ışık yandı durun dersin, duyan olmaz, yeşil ışık yandı geçmek lazım dersin yine sesini kimseye duyuramazsın. Bazen inziva hali toplumun içine girmekten iyidir dersin, fakat bir anda aklına Kudüs gelir mescidi aksa gelir, aklına Suriye’deki yetim, yemendeki öksüz gelir, Afrika’daki çamurlu su içen Abdullah’ı hatırlarsın, Afrika’daki açım diyen Muhammed’i hatırlarsın, 
İşte bugün de o anlardan biriydi, derin derin düşündüm, Siyonistler mescidi Aksa’yı yıkıp güya Süleyman mabedini inşa edeceklerini hayal ederken, biz ümmet olarak ne hayal ediyoruz? Yahudiler ve Hıristiyanlar yer altı hücrelerinde gece gündüz çalışırken biz ümmet olarak neler yapıyoruz? 
Misyonerler ülke ülke gezip Müslüman yetim çocuklarını toplayıp eğitmeye çalışırken, biz ümmet olarak kaç yetime kaç kimsesize sahip çıkabiliyoruz? Ya da sahip çıkılan yetim sayısı yeterli mi? Vietnam savaşında yetim kalan çocukların özel uçaklarla ABD’ye götürüldüğü, ve o çocukların ırak savaşında birer gerilla olarak Müslümanlara zulüm ettiklerini hatırlıyorum, şimdi de Suriyeli 23 bin yetim çocuğun Avrupa’nın göbeğinde yok olmasını düşünüyorum. Kim bilir ümmetin o yetimleri yarın karşımıza ne şekilde çıkacak.
Sonra başımı iki elimin arasına alarak düşünmeye devam ederken aklıma sahile cenazesi vuran Aylan bebek, Suriye’de, ırakta, doğu Türkistan’da öldürülen yüz binlerce Müslüman’ın acısı düşüyor yüreğime. 
İslam coğrafyası bir filim şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyor. Irak, Cezayir, Afganistan, Bosna hersek, Çeçenistan oralarda yaşanan zulümleri hatırlıyorum. 
Sonra aklıma emperyalizmin kirli oyunları geliyor, dünya nüfusunu beş yüz milyonun altına indirmek için harekete geçen kirli zihniyetleri düşünüyorum. Ve hatta utanmadan ABD’nin Georgia eyaletine 30 yıl öncesi diktikleri rehbertaş anıtına; dünya nüfusunu beş yüz milyonun altında tut” diye yazdıkları kocaman bir anıt diktiklerini ve bu amaçlarına ulaşmak için yüzlerce yeni ölümcül virüsler üretip insanları kısırlaştırdıklarını, öldürdüklerini düşünürken içim yangın yerine dönüyor. Ve bütün bu yok edişe önce Müslümanlardan başladıklarını görüyorum. 
Yıllardır bizi gıdalar ve medya ile asimile ettiler.
Diyorum ki o zaman yorulmak yok. Bu sağırların çok olduğu, seslerin duyulmadığı, yüce dosta hasret gurbet diyarında zor da olsa vakit kulluk yapma vaktidir, vakit ümmet için seferber olma vaktidir. Vakit hiç kimse kalmasa bile, hakkın yoluna baş koyarak ilayı kelimetullah uğruna hakkın rızası uğruna yalnız kalsak bile bıkmadan usanmadan pes etmeden çalışma vaktidir. 
Hasta yatarken Hocamın ayağa kalk daha senle Kudüs sokaklarında Allahu ekber diyerek gezeceğiz, yıkılma yorgun düşme ayağa kalk daha senle ümmet için koşacağız dediğini hatırlıyorum.
Allah rızası denince akan sular durulur
İhlaslı kulun kalbine hikmet mührü vurulur
Kim demiş ki mümin koştukça yorulur 
Yapılanlar huzuru mahşerde teraziye konulur.
Çalış Müslüman çalış, duracak vaktimiz yok,
İçeride dışarıda düşmanlar dostlardan çok,
Bize doğru geliyor, küffardan çıkan sinsi ok,
Çalış, oynanan oyunların karşısında olma şok.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Selam ve dua ile.

Yorum Ekle
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.