İstanbul Sözleşmesi Kırmızı Çizgimizdir

Aksaray CHP Kadın Kolları Başkanı Sibel Altınpınaryaptığı açıklamada;

İstanbul Sözleşmesi Kırmızı Çizgimizdir
12.08.2020 / 14:47 512

“Türkiye’de sosyal devlete ve adalete, ekmek gibi, sugibi bir ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyoruz. Bugün ülkemizin her bir köşesiişsizlik, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet ile kaynarken, siyasi iktidaryangına benzin dökecek kadar kontrolünü yitirmiş kararlar alıyor.

Bunun en akıl almaz örneğini de, İstanbul Sözleşmesiüzerinden kadınlara yönelik başlatılan sistematik saldırılarda görüyoruz.Cumhuriyetimizin ilan edildiği tarihten bu yana, kadınlar olarak elde ettiğimiztüm haklar bir çırpıda elimizden alınmak isteniyor.

Ülkemizde, kadınların hakları ne yazık ki uzun yıllardır yalnızcakağıt üzerinde var. Biz kadınlar elde ettiğimiz haklarımızı bugün hayatın heralanında yaşamak istiyoruz. Erkek egemen iktidar ise hukuken kazanılmışhaklarımızı gasp ettiği yetmiyormuş gibi, şimdi de bu hakları tamamen ortadankaldırmak istiyor.

2011 yılında imzalanan ve kadına yönelik şiddete karşıdevletin atması gereken adımları temel alan İstanbul Sözleşmesi, bugün tamolarak uygulanıyor olsa idi birçok kız kardeşimiz yaşıyor olacaktı. Birçokkadın evde ekonomik şiddet görmeyecekti; psikolojik şiddete uğrayıpsusmayacaktı ve hatta bu yüzden hayatına son vermeyecekti.

İstanbul Sözleşmesi’nin neden biz kadınlar için çok önemliolduğunu kavrayabilmek için öncelikle bu sözleşmenin ne olup ne olmadığını bizidinleyen tüm kadınların ve erkeklerin çok iyi anlaması ve çevresindekilereanlatması gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi, kadınlara ve kız çocuklarına yönelikşiddete karşı devletin yapması gerekenleri içeren uluslar arası hukuki bir belgedir.

İstanbul Sözleşmesi’nin 4 temel hedefi vardır.

Birincisi; kadına karşı şiddetin önlenmesi için devletintedbirler alması gerektiğine işaret etmektedir.
İkincisi; eğer kadına karşı şiddet hala devam ediyorsa, kadın-erkek eşitsizliğisürüyorsa devletin kadınların hayatını korumak için etkin adımlar atmasını istemektedir.Devlete “6284 sayılı kanunu uygula, kadınları aktif ve etkin koru” demektedir.

Üçüncü adımda ise şiddet önlenemediyse, kadınlara zararveren erkeklerin adil yargılanması ve cezalandırılması gerektiğinivurgulamaktadır. Devlete “Etkin ceza sistemi uygula, adaleti sağla” demektedir.

Dördüncü ve son adımda ise Sözleşme devlete kadınlarındaha güçlü bireyler olabilmesi, hayatın her alanında yer alabilmesi içinçalışmalar yapması gerektiğini işaret etmektedir.

Özetle; İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyeteşitliğinin sağlanmasını öngören ve kadına karşı sokakta ya da evde şiddetinönlenmesini amaçlayan hukuki bir belgedir ve Türkiye Cumhuriyeti de altına imzaattığı bu sözleşmenin gereklerini yapmak zorundadır.

Birilerinin iddia ettiği gibi İstanbul Sözleşmesi yuvayıkmıyor. Sözleşme, bir ailede şiddet gören kadın varsa erkeğincezalandırılması gerektiğini söylüyor.

Hiçbir dine ya da kültüre aykırı kurallardan bahsetmiyor;çünkü tüm kadınların şiddetten korunmasını amaçlıyor.

Sözleşme; kadınların beyanı nedeniyle erkekleri delilsizolarak cezalandırmıyor. Sözleşmeye göre kadının beyanıyla yalnızca kadın için acilkoruma tedbirleri alınması öngörülüyor.

Türkiye’de boşanmalar aile içi şiddet ya da anlaşmazlıknedeniyle gerçekleşiyor; yine birilerinin iddia ettiği gibi İstanbulSözleşmesi’nde boşanma kavramının geçtiği ya da ima edildiği tek bir satır yok.

Sözleşme toplumu cinsiyetsizleştirmiyor; aksine hiç kimsenincinsiyetinden ötürü ikinci sınıf insan muamelesi görmemesini teminat altınaalıyor.

Erkekler, İstanbul Sözleşmesi’nden rahatsız değil; eşine,sevgilisine ya da hiç tanımadığı bir kadına şiddet uygulayan, katleden,tacizci, tecavüzcü erkekler rahatsız.

Kısacası; İstanbul Sözleşmesi, rengi, dili, dini, kılıkkıyafeti, dünya görüşü ne olursa olsun tüm kadınların şiddet görmemesi için var.Kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olabilmesi için var.

Avrupa’da dahi kadının sosyal ve siyasal hayatta yeriyokken; Türkiye Cumhuriyeti’nin aydın kadınları ATATÜRK önderliğinde devrimniteliğinde atılımlara imza atarak erkekler ile eşit şartlara kavuşmuş, hemsiyasal hem sosyal hem de ekonomik hayatta haklarını almışlardı.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1Aralık 1923 yılında İzmir’de yaptığı bir konuşmada “Bir toplum, cinslerdenyalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, otoplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığıbaşarısızlıkların sebebi kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur” diyor.

Biz, bu sözün söylendiği tarihten 97 yıl sonra ülkemizdekadın erkek fırsat eşitsizliğini tartışıyoruz; İstanbul Sözleşmesi’ne yöneliksaldırılarla mücadele ediyoruz. Demokrasiyi ortadan kaldırmak isteyen,Cumhuriyet değerlerine savaş açan bu erkek egemen iktidara karşı mücadelemizartarak devam edecek ve kazanan mutlaka biz olacağız.

Kadın mücadelesi yalnızca kadınların da mücadelesi değil.İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak ve uygulanmasını talep etmek, kadınlar kadarerkeklerinde içinde yer alması gereken bir adalet ve insan hakkı mücadelesidir.

İstanbul Sözleşmesi’nin öngördüğü haklar, en temel insanhaklarıdır ve insan hakları asla tartışmaya açılamaz. Cumhuriyet Halk PartisiKadın Kolları olarak, ülkemizde tüm kadınlar haklarını tek tek öğrenip savunanakadar sokak sokak gezeceğiz, anlatacağız, dertleşeceğiz. Haklarımızdan aslageri adım atmayacağız. Kadınların ölmeyeceği, öldürülmeyeceği; hayatın heralanında daha fazla yer alacağı bir geleceği hep birlikte inşa edeceğiz.

Bugün neredeyse her gün bir kadının öldürüldüğü, tacize,tecavüze ya da farklı şiddet türlerine maruz kaldığı ülkemizde İstanbulSözleşmesi, bizim kırmızı çizgimizdir. Bu çizgiyi aşanlara, Sözleşme’yi uygulamakyerine kaldırmak isteyenlere oturdukları koltukları dar edeceğiz.

Cesaret biziz, azim biziz, emek biziz, mücadele biziz.Biz kadınlarız; biz her iki kişiden biriyiz. Bu ülkenin onurlu ve mutluyarınlarının yükseleceği eller, bizim ellerimiz.

İstanbul Sözleşmesi kalacak!

Siz gideceksiniz!” dedi.

Haber Merkezi


Yorum Ekle
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.