Türk Modernleşmesinin Önündeki Engel, Batı

                                                                                                                                “MalikiYevmiddin”

27’inciDönem Ak Parti Aksaray Milletvekili Aday Adayı Muammer Öztürk Türkiye’ninkalkınmasının önündeki engelleri ve Türkiye siyasi tarihini gazetemize özelvermiş olduğu röportajda anlattı.

Türk Modernleşmesinin Önündeki Engel, Batı
17.10.2019 / 17:36 2157

27’inciDönem Ak Parti Aksaray Milletvekili Aday Adayı Muammer Öztürk yapmış olduğuaçıklamada; ”Cumhuriyetin ilk yıllarında ortaya çıkan Batılaşma isteği ileyapılan inkılaplar modernleşmeyi başka bir deyişle değişim gelişim ve ya ithalkanunlarla demokratikleşme çabaları milli mücadeleden çıkmış Türkiye’ninmüttefik devletlerin beklentisi olan benzeşme çabalarıydı. Atatürk dönemiiçinde hızlı atılımlar yapılmış olup zaman açısından yeterli batılılaşmasağlanamadan kalkınma sağlanmıştır.

Tekparti dönemi bütün bu açılardan yeni atılımlar getirmeyip seküler güçlerinmillete jakoben dayatmaları haline gelmiş ve kalkınma açısından önemli birdönem kaybedilmiştir. Dönemin ekonomik yetersizlikleri seküler kültürünmilletin düşünce değişiminde yavaş olması düşüncesi temellerin çatışmasına yolaçmış, milletin temel değerlerine karşı jakoben anlayışı doğurmuştu. Özellikledin bir afyon olarak gelişmenin ve değişmenin önünde en büyük engel olarakgörülmüştür. Kamusal alanda ve kentlerde dışlanan din adeta taşraya hapsedilmiştaşrada da baskılama devam etmiştir. Öyleyse yeniden doğuş eşyanın tabiatıgereği taşradan başlayacaktı öylede oldu.

Çokpartili döneme geçildiğinde dışa açılımla birlikte milli heyecan yakalanmışolup, milletin değerlerine dönüş yolunun açılması egemen dünya ve sekülerdüşüncede endişe yaşatmış ve ihtilalleri doğurmuştur. Böylece çok partilidönemde kayıp bir dönem olarak iktidar kavgaları gibi gözükse de temellerinçatışması olarak kaybedilmiştir. İhtilal kuşağında ABD ve AB gibi etkenlerinTürkiye’de eksen kayması endişesi ihtilalleri teşvik ve talim etmiştir.

TurgutÖzal’la başlayan dönemde ise yeniden bir milli heyecan oluşmuştur. Ancak ortadoğuda körfez krizi İran Irak savaşı SSCB’nin dağılması gibi etkilerin olduğudönemde Türkiye ABD ve AB’ye daha yakınlaşmış buna paralel olarak ekonomikatılımlarla sermayenin canlılık kazanmış olması bürokraside seküler kültürün yanındamuhafazakâr milliyetçi ve dindar kadrolarında nüvelenmesi jakoben anlayışıönemli ölçüde kırılmıştır. Anadolu taşra insanı daha rahat bir nefes almıştır.Özal sonrasında siyasi istikrarsızlık ve yeniden koalisyon çatışmalarıyla yineuzun bir dönem kaybedilmiştir. Böylece Türkiye’nin Batılaşması veya değişmesi yada demokratikleşmesi yine sekteye uğramıştır. Türkiye’nin yaşadığı siyasiçalkantılar kısa ömürlü iktidarlar yeni bir medeniyetin kapısını aralayacakhatta yeni bir dünya düzenine kapı açabilecek vizyona sahip Türkiye’nin uyuyanaslanın uyanması endişesiyle içeride ve dışarıda işbirlikçi bulan anarşi kaosve terör gibi icatlar egemen dünya düzeninin Türkiye’nin kalkınmasının modernleşmesininve demokratikleşmesinin önüne çektiği duvarın inşasından başka bir şey değildi.Dünya savaşlarından sonra kurulan yeni Dünya düzeni çok daha kalabalık olanüçüncü dünyayı mutlu etmediği gibi Türkiye’yi de mutlu etmemiştir. Türkiye yineenerjisini ekonomisini daha da önemli olan genç nesillerini kaybediyordu. Bütünbunların önüne geçebilmek için milletin her kesiminden destek alan millete aitdeğerleri taşıyan güvenilir milli devlet anlayışını gerçekleştirecek güçlüiktidara ve yeter sayıda bürokratik kadrolara ihtiyaç vardı. Böyle biriktidarın referans kodları ancak etkili bir maya olan israf değil tasarrufadayalı kavgaya değil milli birlik ve beraberliğe yaslanmış değerler manzumesiniifade eden İslam olabilirdi. Öyle de oldu. Sayın Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının hareketi bütünengellemelere rağmen bu ihtiyaçtan dolayı siyasi başarıya ulaştı.12 Eylülkuşağı neslin en az 30 yıldır beklediği bir lider olarak Sayın Başkan RecepTayyip Erdoğan’da bu davanın doğal lideriydi. Ömrünü adadığı davasının arananve beklenen lideri olarak Başbakanlık koltuğuna oturdu. Yeni bir dönemindebaşlatıcısı oldu. Bu dönemin en önemli özelliklerinden birisi zıtlarınyakınlaşması, aşırılığın yalnız bırakılması ve kitlelerin sosyolojik olarakdönüştürülmesi olmuştur. Nihayet milletin seçtiği doğal lider dava adamımazluma dost zalime ise tavizsiz bir lider olarak gönüllere taht kurdu.

Yenidenmilli ve güçlü iktidar şartlarını yakalayan Sayın Başkan Recep Tayyip Erdoğanve arkadaşlarının kazandırdığı ulusal heyecan milletimizin kaderi açısındanönemliydi. Ne yazık ki henüz tam olarak kökü kazınamamış olan FETÖ hareketi debu iktidarı ve devleti içinden kemirmeye başlamış yine Pensilvanya kökenli yanidış kökenli bir duvar gibi değişimin ve gelişmenin önüne çekilmiş engeldi. Yabu engel aşılacaktı ya da Türkiye bir kez daha kaybedecekti. Kadrolardakiyozlaşmaya rağmen bu engeli ciddi oranda aşan Sayın Başkan Recep Tayyip Erdoğanve arkadaşlarının bu kutlu yola devam ediyor olmaları ülkemiz açısından hayatiöneme sahiptir.

Diğeryandan dünya insanlığını büyük oranda mutlu edememiş olan yeni dünya düzenialternatifini aratmaktadır. Zira kurucularının bugün üstün savaşteknolojilerine ulaşmış olması üçüncü dünya ulusları üzerinde fitne anarşi kaosiç çatışmalar savaşlar vs. gibi sürekli zulüm üretmiştir. Bu zulüm dünyanındaha kalabalık olan diğer kısmında yeni kurtarıcı arayışları başlatmıştır.Esasen Yeni Dünya düzeninin kurucuları bu arayışların farkındadır. O nedenledünyanın her yerinde fitne çıkartarak Yeni Dünyanın bütünleşmesiniengellemektedirler. Yeni Dünya üstün savaş teknolojilerine ulaşmadan yeterlioranda ekonomik güç üretmeden bu zulmün karşısında ayakta kalamayacaktır.

Büyükoranda FETÖ engelini aşan ve bu ihaneti deşifre eden Sayın Başkan Recep TayyipErdoğan’ın şuurlu ve dirayetli dik duruşu bu yürüyüşün devam etmesinisağlamıştır.

Ülkemizin90’lı yılların başından itibaren teknoloji arayışı son on yedi yıldadisiplinize edilerek büyük gayret ve fedakârlıklarla başarıya ulaşmış savunmasanayinde yüzde yetmiş ikilik bir milliliğe ve yerliliğe ulaşmıştır. Bu sonuçdünyanın en cesur ve kahraman ordusu olan Türk ordusunun savaş metodolojisinideğiştirmiş mukavemetini son derece artırmıştır. Çalışmalar devam etmekte olupyeni teknolojik gelişmeleri heyecan ve umutla beklemekteyiz. Çünkü ilerde buteknolojiler sosyal hayatımıza da katkı sağlayacak teknolojilerdir.

12Eylül 1980 den sonra illet yakamızı bırakmamış 1984 yazında Eruh-Şemdinlibaskınıyla yeni ve daha sıkıntılı bir terör süreci başlamıştır. Bugün neredenbeslendiği aşikâr olan terör Barış Pınarı harekâtına kadar 35 yıl boyuncaülkemiz açısından büyük miktarda para, zaman ve nesil kayıplarına yolaçınmıştır. Türkiye ekonomisi bu süreçte son yüzyılın en büyük kayıplarınıyaşamıştır. Kısaca geçen son yüzyıl milletimizin ve bölge ülke insanlarının vicdanlarındave yüreklerinde derin ızdırab ve yaralar bırakmıştır.

MilliyetçiHareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçelinin milli beka adına hükümeteşartsız tam destek vermesi onun yüksek şuur ve vatanseverliğinin onurlu duruşuolmuştur. Sayın Bahçelinin bu desteği içeride kamu alanında doğal olarak uyumlubir çalışma barışını sağlamış dışarda ise zayıflatılabilir yönetim görünümünüdeğiştirerek ülkemizin dik duruşunu sağlamıştır. Milletimizin basireti ile buittifaka destek vermesi adeta her köşe başına yerleşmiş marksist kafalı yalanmakinaları ve onların taklitçilerinin üfürüklerini boşa çıkarmış milletimize vedevletimize esenlik kazandırmıştır. Marksistler iyi bilirler ki lideri gözdendüşüremezseniz sokak hareketlerini başlatamazsınız. Bu anlamda milletimizliderine tam destekle sahip çıkmıştır.

Geçenyüzyıl kabaca analiz edildiğinde ülkemizin ve milletimizin modernleşmesigelişmesi kalkınması ve demokratikleşmesinin önündeki engel icat ettiği teröranarşi ve savaşlarla batıdır. Bu nedenle Türkiye de Batılılaşma daha çokkültürel anlamda algılanmış ve tam bir abesle iştigal yani maskaralıktır. Busebeple hiç olmadığı kadar birlik ve beraberliğe ihtiyacımız vardır. Milletimizne kadar basiretli ve dik durursa zafer o kadar yakın kızıl elma o kadar yakındır.Şimdiye kadar tarihin dokuz yüz yıllık kısmı kötülenmiş son yüz yıldaki kısmıeğitim sistemi içinde yalın olarak dayatılmış nesillerin kimliği adeta yüzdedoksan eksik kendi tarihinden mahrum yüzde onluk bir kimlikle yaşayan eksikdonanımlı hale gelmiştir. Diğer yandan sistem dışı yollarla tarih bilincinitamamlayan bir nesilde yetişmiş millet kültürel anlamda oluşan parçalı kimlikyüzünden daha kolay ayrışır hale gelmiştir. Böylece Avrupa’ya dönük yüz yıllıkbir kimlikle bakan batı felsefesini benimsemiş nesillerin karşısında bin yıllıkkimlikle tarihe bakan doğu ya da İslam felsefesini benimsemiş nesiller vardı.Bu durum zamanla egemen güçlerin fitneleriyle siyasi çatışmadan daha derinkimlik çatışmalarına bir bakıma temellerin çatışmasına dönüşmüştür. En çokkayıpları da ülkemiz bu çizgide yaşamıştır.

BarışPınarı Harekâtı hükümetin ve vatansever siyasilerimizin isabetli kararları ilehayat bulan bir harekâttır. Bu harekâtın kaçınılmaz başarılı sonucu ülkemizaçısından ekonomik milli birlik ve beraberliğin pekişmesi iç barışın sağlanmasıbölgesel huzurun devamı terör illeti ile kaybedilen kıymetlerimizin korunmasısonuçlarıyla tarih önünde Allah’ın izniyle yeniden bir şahlanışa vesileolacaktır. Milletimizde bu heyecan vardır ve alevlenmeyi beklemektedir.

BarışPınarı Harekâtının onlarca psikolojik hamlelere rağmen bir hafta zarfındabaşarılı sonuçlar vermesi yeniden egemen düzenin güçlerini panikletmiştir.Onları yeni iki yüzlülüklere sevk etmiştir. Milletimiz ve ordumuz en başta daSayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığı üzerine yeni oyunlar kuranegemen güçler başaramayacak ülkemiz adına kutlu sonuçlar elde edecektir.

BarışPınarı Harekâtı başarıyla tamamlanacaktır. Yeni Dünya düzeniyle ilintili egemengüçleri panikleten diğer bir etken ise milletimizin tarihi vizyonu vemisyonudur. Barış Pınarı Harekâtının başarılı olması durumunda ordumuzundurmayacağı genişleyeceği endişesidir. Bu genişleme egemen güçler açısındantarihte olduğu gibi milletimizin fıtratında var olan yeni medeniyetler kurmamantalitesidir.

Tamda bu noktada milletimizin büyük çoğunlukla şehir şehir vereceği milli tepkilerve ittifakın yanında duran kararlılığı bu sonuçlara ulaşmada en etkili faktörolacaktır.  Bu nedenle ittifakımızın vehükümetimizin milli bekamızı korumada ihtiyacı olan tek şey yüce Türk Milletininkararlı desteği olacaktır. Milletimizde bu şuur basiret ve hassasiyetmevcuttur. Aksi halde son yüzyıl milletimizin hayatında en uzun ve en çileliyüzyıl olacaktır.

Buanalizler neticesinde bütün kalbimle Barış Pınarı Harekâtını destekliyorum.Allah devletimizin milletimizin ve hükümetimizin koruyucusu olsun, ordumuzamuzafferiyetler nasip etsin. Âmin. “ dedi.

RöportajAli ŞENGÜL


Yorum Ekle
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.